18 Ekim 2012 Perşembe

Emeklilik yaşı kaça yükseliyor?



Kademeli emeklilik sisteminde yaş sınırı getirilmesinde en son kararı Başbakan Erdoğan verecek
18 Ekim 2012 Perşembe, 06:05:54

Ali TEZEL/HABERTÜRK
Sosyal güvenlik açığındaki artış 'genç emeklileri' hedef tahtası yaptı Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in bütçe sunumu sırasında 'Dünyadaemeklilik yaşının 48-49 olduğu başka bir ülke yok. Buna yönelik bir çalışmamız var” diyerek 2008'den sonra uygulamaya konulan kademeli emeklilikte de yaşın yükseleceğinin işaretini verdi. Her ne kadar dün Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, hükümetin ve bakanlığının gündeminde emeklilikyaşının yükseltilmesine ilişkin bir çalışma olmadığını söylese de öğrendime göre sosyal güvenlikte açıkların azaltılması için, 1.10.2008 günü yürürlüğe giren ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun dördüncü yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, tüm bakanlara iki toplantıda da sunum yaptı. Sunum sonrası da açıkların azaltılması için kademeli emeklilik yaşının 53’e veya 60’a çıkarılması gerektiği kararın da Başbakan'a ait olduğu sonucuyla toplantılar bitti.Sosyal Güvenlik Reformu denilen bana göre deform olan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 1.10.2008 günü yürürlüğe girdi. Bu ay reformun dördüncü yılıydı ve Bakanlar Kurulunda dört yılda neler olduğu sunum ile görüşüldü.

AÇIKLAR DEVAM EDİYOR
2006 yılından beridir önce 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nı kapatıp yerine SGK’yı kurduk. Ardından, iptal süreçleri ile birlikte 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile daha geç
 emeklilik ve daha az emekli aylığı sistemi getirildi. Amaç Sosyal Güvenlik Sisteminin açıklarının Gayrisafi Milli Hasılanın yüzde 3 veya daha altına indirmekti. Şu anda açık GSYH’nın yüzde 4 ile 5’i arasında gidip gelmekte. (Not: Girmeye çalıştığımız AB’de açıklar GSYH’nin yüzde 16 ortalamasında olup, İskandinav ülkelerinde de yüzde 19 seviyesinde.) Anayasa’mıza göre de sosyal devletiz ve sosyal devletin en önemli göstergesi de sosyal güvenlik açıklarıdır. Açık ne kadar çoksa o kadar sosyal devlet oluruz.

53 AÇIĞI DURDURURMUŞ
Sosyal Güvenlik Reformunun 4. yılında açıkların durumu konusunda Bakan
 Faruk Çelik tüm Bakanlar Kuruluna sunum yaptı ve açıkların halen aynı durduğu yerde devam ettiğini ve ileriki yıllarda da artış göstereceğini ifade etti. Bunun üzerine diğer Bakanlar’da açıkların nasıl düşürülebileceğini sorduklarında Bakan Çelik, halen 1999 ve 2002 yıllarında yapılan reformlarla 48 yaşlarında olanların emekli olduğunu bu yaşın 53’e çekilmesiyle açığın duracağını belirtti. Yani, halen, 44,45,46,47,48,49,50,51,52 yaşlarında emekli olmayı bekleyenlerin emeklilik yaşının 53’e çıkarılmasını teklif etti. Çelik 53''te açığın duracağını, eğer 60 yaşından önce emekliliğin durması haline ise 5 yıl sonra açığın tamamen kapanacağını söyledi. Diğer bakanlarda bu konuda çalışma yapılmasının yerinde olacağını ifade ettiler ama son söz Başbakan’da ve Başbakan daha bu konuda talimat vermedi. .

İŞVERENE İNDİRİM YAPILDI
Sosyal Güvenlik sisteminde açık var ve bu iki şekilde giderilebilir ya işverenden daha çok prim alarak ya da emeklilere daha az para verip, daha geç emekli ederek. Reform!!! ile emeklilere daha az para verip, daha geç emekliliği seçtik ama aynı yasa ile getirilen teşviklerle işverenlerin ödedikleri primleri de yüzde 25 azalttık. Yani, fakirden zengine gelir aktardık. Şimdi samimiyet testine gelelim, madem açık vardı neden işverenlerin ödediği primleri yüzde 25 indirim yaptık. Hadi gelin cevabını verin.


·       

17 Ekim 2012 Çarşamba

Genç yaşta emekliliğe son!



Maliye Bakanı Şimşek, “48 yaşında emeklilik hâlâ sürüyor. Yeni bir reform üzerinde çalışıyoruz” diyerek emeklilik yaşının yükseltileceğini ima etti

 Şimşek, “Dünyada emeklilik yaşının 48-49 olduğu başka ülke yok. Ama Türkiye’de bu devam ediyor” dedi. 2007’deki reformla emeklilik yaşı 65’e çıkarılmıştı. Ancak reform kapsamına, yıllar içinde kademeli olarak geçildiğinden, halen daha erken yaşta emekli olunabiliyor.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sosyal Güvenlik Sistemi’ne yapılan kaynak aktarımına çeki düzen vereceklerini belirterek, yüzbinlerce kişiyi ilgilendiren kritik bir imada bulundu.
Şimşek, sisteme bu yıl 69 milyar lira aktarıldığını, 2013’te bu rakamın toplam 72.9 milyar liraya çıkacağını vurguladı. Bu toplamın içinde açığın finansmanı için 25 milyar liralık harcamanın bulunduğunu söyleyen Şimşek, sosyal güvenlik harcamalarını azaltmaya dönük reform çalışmaları bulunduğunu kaydetti. 2012 Yıl Sonu Bütçe Gerçekleşme Tahmini ve 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı hakkında basın toplantısından sonra soruları yanıtlayan Bakan Şimşek, çalışmalarıyla ilgili şunları aktardı:
“Bu konuda bir çalışmamız var. Fakat ne kadarı Meclis’te yasalaşacak bilmiyorum. Çok açık ve net olarak söylüyorum, şu anda dünyada emeklilik yaşının 48-49 olduğu başka hiçbir ülke yok. Ama Türkiye’de bu hâlâ devam ediyor. Diğer ülkeleri bilmiyorum ama 34 OECD ülkesinde ortalama emeklilik yaşı 64-65’tir, bazı ülkelerde 67’dir.” Türkiye’nin ‘mezarda emeklilik’ olarak anılan Sosyal Güvenlik Reformu 2007’de hayata geçirilmiş emeklilik yaşı 65’e çıkarılmıştı. Ancak reform kapsamına, yıllar içinde kademeli olarak geçildiğinden, halen daha erken yaşta emekli olunabiliyor. Buna göre mevcut reform yasasına göre kadınlarda, sigortalı başlangıç tarihi 1991 ve daha önceki yıllarda olanlarlar, halen 48 ve daha küçük yaşlarda emekli olabiliyor. Erkeklerde sigortalılığı 1985 yılında başlayanlar, 48 yaşında emeklilik hakkı elde edebiliyor. Maliye Bakanı’nın işaret ettiği yeni çalışma, 50 yaşın altında emekli olmanın önüne geçebilmek amacıyla kademeli geçiş sürelerinin değiştirileceğinin sinyali olarak algılandı.

5 milyon asgari ücretliye kötü haber
Mehmet Şimşek, 5 milyon asgari ücretliye kötü haber vererek, bir süre önce TBMM Anayasa Komiyonu’nda gündeme gelen asgari ücretin vergi dışı bırakılması önerisiyle ilgili olarak net konuştu: “Bu konuda bizlerle istişare olmadı. Böyle bir öneriyi kaale alarak düzenleme yapmayız.” Şimşek ayrıca Anayasa metnine bu yönde bir düzenleme konulmasını da eleştirerek şöyle konuştu: “Bir ülkede Anayasa’nın asgari ücretin vergisine kadar giriyor olması herhalde bize özgü. Yani birçok ülkenin anayasası sadece temel hak ve özgürlükleri sıralar, devletin temel yapısını ifade eder. Geriye kalan bütün düzenlemeler kanunla yapılır. Bu konuda bizlerle de herhangi bir istişare olmadı. Biz de şu anda bunu kaale alarak bir düzenleme yapmayız. Asgari ücretten alınan vergi bizden önce yüzde 12.8’di. Bunu yüzde 0.7 ile 5.3 arasına indirdik. Asgari ücretlinin önemli bir bölümünden zaten hiç vergi almıyoruz. Sonuç olarak böyle bir şeyi öngörmüyoruz.”
Kaynak: Gülümhan GÜLTEN / VATAN

15 Ekim 2012 Pazartesi

CarrefourSA'da çözüm tarihini açıkladı


15 Ekim 2012 Pazartesi  07:47

Uzun süredir Fransız ortak ile Sabancı Grubu arasında esen ayrılık rüzgarları son noktaya geldi. Sabancı Grubu yönetiminden çekildiği CarrefourSA ile tüm bağlarını koparmaya hazırlanıyor.  Bloomberg HT'nin sorularını yanıtlayan Sabancı Holding Perakende ve Sigorta Grubu Başkanı Haluk Dinçer, CarrefourSA'da yönetim kurulu üyeleri ile yaşanan sürece ilişkin ''CarrrefourSA'da fikir ayrılığımızdan ziyade biz mevcut durumda katkımız olamayacağını yönetim kuruluna söyledik. Ben ve üç arkadaşım geçtiğimiz Aralık ayında şirketin performansından memnun olmadığımız için de bir danışmanlık firmasına araştırma görevi verdik. Bu dönemde CarrefourSA'da yeni bir çözüm için çalışıyoruz. Ümit ediyorum ki Aralık ayına kadar bir çözüm bulunacak'' şeklinde konuştu.
Sabancı Holding Perakende Grubu'nun tepesindeki isim Haluk Dinçer, sektördeki hedeflerine yönelik, ''Perakende sektöründe Türkiye'nin dört bir tarafında mağazalarımız var. Biz, yatırımlara Doğu veya Batı diye bakmıyoruz. Bütün 81 ilin 81'inde de varolmak için tüm markalarımızla çalışıyoruz. En yaygın olan Teknosa ile 75 ile ulaştık.Nerede ihtiyaç varsa bizde orada olmak istiyoruz'' dedi.




Sayfa Adresi: http://www.borsagundem.com/haber/CarrefourSA-da-cozum-tarihini-acikladi/116327

Borsa kumardır, almasaydınız hisseyi




13 Ekim 2012 Cumartesi  09:05
Geçenlerde bedelli sermaye artırımı yapan bir borsa şirketinin yatırımcıların yeterli bilgi ve iştiraki olmadan böyle bir işlemde bulunduğu şeklindeki tartışmalarda zarar ettiğini iddia eden birkaç yatırımcının görsel medya yoluyla sorumlulardan hesap sorma talebine söz konusu şirketle ilgili birisinin; "borsanın kumar olduğunu biliyorsunuz, size kim şirketimizin hissesini alın dedi, satsaydınız zamanında, bize ne" şeklindeki açıklamasını duyunca ülkemizde sermaye piyasasında bilgi noksanlığı ve şeffaflığın ne kadar geride olduğuna vakıf oldum.
İlk olarak, borsanın kumar olduğu şeklindeki yanlış anlayışın bir nedeni esasında borsada hisse senetlerine yatırım yapmanın riskli olduğu yani getirinin sınırsız olduğu ancak yatırılan paranın tamamının da kaybedilme ihtimalinin bulunduğu gerçeğinden ileri gelmektedir.
Borsada yatırım yapmayı kumara benzeten yanlış anlayışın bir diğer dayanağı ise borsanın sıfır toplamlı bir oyun olduğu yani bir tarafın kazanırken diğer tarafın kaybetmek zorunda olduğu düşüncesine dayanmaktadır. Bu düşünce de yanlıştır, çünkü hisse senetlerine yatırım yapmanın amacı şirket kazancından pay elde etmeye dayanmaktadır. Sektörel ve kurumsal olarak iyi durumda bulunan şirketler sürekli olarak faaliyetlerini ve hacimlerini artırarak hissedarlarına kar payı dağıtmaya devam edebilirler. Bu nedenle zaman içinde hisse senedi fiyatı yeterince yükselmese dahi yeterli kar payı kazancı minimum düzeyin üzerinde getiri sağlayarak yatırımcısını memnun edebilir.
Dünyada sermaye piyasasında ampirik çalışmalara sermaye piyasası aracını uzun süre elinde tutanın kazançlı çıktığı gerçeğini göstermiştir. Borsaların asırlık geçmişlerine bakıldığında borsaların genelde ortalama olarak birçok yatırım aracından daha fazla kazandırdığı görülmüştür. Borsada yatırım yapmanın kumardan ayıran bu durum özellikle piyasa mekanizmasına dayandığından karar vermek için doğru ve yeterli bilgiye sahip olmak bu piyasanın etkinliği için gerekli bir şarttır. Nitekim, etkin piyasa (efficient market) teorisinin geçerli olabilmesi için alıcı ve satıcıların hisse senedinin ilgili olduğu şirket hakkında yeterli ve doğru bir şekilde bilgilenmeleri ile mümkündür.
Sermaye piyasasında şirket yöneticilerinin temel görevi şirketin piyasa değerini maksimize etmeye yönelik çalışmak olarak düşünülmektedir. Şirketin yönetim kurulu ise şirket yöneticilerin şirket hissedarlarının menfaatleri doğrultusunda hareket edip etmediğini gözetmektir. Sermaye artırımı, birleşme, bölünme, yeni yatırım kararı, üst düzey yöneticilerin atanması gibi şirketle ilgili stratejik kararlar şirketin yönetim kurulunda alınır. Bu nedenle, yönetim kurulunun tüm şirket hissedarların menfaatleri doğrultusunda dengeli kararlar vermesi beklenir.
Bununla birlikte, şirkette belli bir sermaye payına sahip olan veya şirketin kontrolünü elinde bulunduranların atomize olmuş bireysel yatırımcılara karşı bilgi ve operasyonel avantajları bulunmaktadır. Söz konusu avantajlar yönetim kurulunun yapısı ve kararlarında kendini göstermektedir. Bu avantajların bireysel yatırımcıların aleyhine kullanılmasının önüne geçmek için birçok ülkede kurumsal yönetim ilkeleri bağlamında yönetim kurulunda bağımsız üye bulundurma zorunluluğu getirilmiştir. Ülkemizde de sermaye piyasası tebliğleri geçiş süreciyle birlikte ile belli bazı şirketlere bu tür zorunluluklar getirilmiştir.
Tabi ki hisse senedine yatırım yapmış olan bir yatırımcının piyasadaki fiyat değişiminden dolayı zarar etmesinden şirket yönetimi münhasıran sorumlu tutulamaz. Hisse senedinin fiyatı piyasada oluşan arz ve talep koşullarına bağlı olarak değişir. Yanlış zamanda veya yanlış hisseye yatırım yapmış olan birisinin zarar etme olasılığı yüksektir. Ama yatırımcının hisseyi ne zaman veya hangi fiyat düzeyinden aldığı şirket yönetimini ilgilendiren bir husus değildir. Şirket yönetiminden beklenen şirketin piyasa değerini artırmaya yönelik olarak çalışmak ve önemli kararlarda hissedarlarının iştirakini sağlamaktır.
Sermaye piyasası hukukunun temelinde tasarrufların yatırıma dönüştürülmesi, sermaye piyasasının güven açıklık içinde işlemesi ve yatırımcıların menfaatlerinin korunmasını sağlamak bulunmaktadır. Bu nedenle, ülkemizde yatırımcıların şirket bilgilendirilmesini sağlamak üzere Kamuoyu Aydınlatma Platformu (KAP) oluşturulmuş olup bir hissesinin değerini ve dolayısıyla yatırımcının kararlarını etkiyebilecek her türlü bilginin bu platformda açıklanması zorunluluğu getirilmiştir.
Borsada doğru ve yeterli bilgiye dayanarak işlem yapıldığında dahi pozitif getiri elde etmek garanti değildir ama şirket yöneticilerin görevi hissedarın kararlarını sorgulamak değil şirket değerini maksimize edecek şekilde çalışmaktır.
Tartışma konusu şirkette ne olup bittiğini bilmiyoruz ama bu tür durumlarda yatırımcıyı suçlamak yerine şirket yönetiminin üstüne düşen görevi yerine getirip getirmediğini göstermesi gerektiğini düşünüyoruz. Nitekim, insider trading (içerden öğrenenlerin ticareti) söz konusu ise veya yeterli bilgilendirme yoksa zaten cezai yaptırım gerektiren söz konusu fiilleri yetkili makamlar soruşturacaktır.
Maalesef ülkemiz sermaye piyasasında yönetim kontrolünü elinde bulunduran hissedar grubunun bireysel yatırımcıların yeterince katılımı sağlanmadan sermaye artırımı, birleşme, bölünme, şirketin yapısının veya faaliyet konusunun değiştirilmesi gibi konularda kararlar aldığı ve bu nedenle hissenin değerini etkiyebilecek bilgi sızmalarının da olduğu görülmektedir.
Gerçekten tasarrufların yatırımları dönüşmesini sağlamak ve sermaye piyasasının güven ve açıklık içinde işlemesini sağlamak için düzenleyici ve denetleyici otoritelerin daha sıkı şekilde hareket etmesinde fayda bulunmaktadır.
Şirket yönetimlerine cezai yaptırımlar bir yana sermaye piyasası hukukumuzda şirket yönetiminden kaynaklanan nedenlerle zarar eden yatırımcılara tazminat ödenmesine ilişkin müessesinin geliştirilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Yeni yasama yılında yasalaşması beklenen yeni Sermaye Piyasası Kanunu tasarısının yukarıda belirtilen sorunları gidermesi ve daha şeffaf ve güvenilir bir sermaye piyasasına katkıda bulunması temennisiyle. Ahmet ARSLAN / CPA, SMMM-DÜNYA

9 Ekim 2012 Salı

ABD'de elektrikli araç satışı üç kat arttı

Yasal Uyarı Metni:
Kopyaladığınız bu metnin tüm yayın hakları Yeşil Ekonomi Yayıncılık'a aittir ve tekrar yayınlanması halinde bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur. Tekrar yayın halinde editor@yesilekonomi.com adresinin bilgilendirilmesi rica olunur.

http://yesilekonomi.com/printable/abdde-elektrikli-arac-satisi-uc-kat-artti


Elektrikli araçlar dünyanın en büyük pazarında paylarını artırıyor
Dünyanın en büyük otomobil pazarı ABD'de elektrikli araç satışları dikkat çekici şekilde artış gösterdi.
Yılın ilk 9 ayında ülkede satılan elektrikli araç sayısı 31.400 rakamına ulaştı. Geçen yılın aynı dönemi için ise bu rakam 11.094 idi.
Satış rakamları bakımından ilk üçü ise 16.348 adet ile General Motors'un Volt modeli, 7.734 ile Toyota'nın Prius modeli ve 5.212 adet ile Nissan'ın Leaf modeli paylaştı.

Dikkat hapse girebilirsiniz!


Farketmeseniz de bilgisayarınız bir 'hack' eylemine karıştıysa, cezası en az 6 ay hapisten başlıyor
09 Ekim 2012 Salı, 06:51:30
NECDET ÇALIŞKAN/HABERTÜRK

Ankara 13. Ceza Mahkemesi tarafından, hacker grubu RedHack üyeleri için istenen 24 yıla kadar hapis cezası, siber güvenlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Başsavcılığın talebi her ne kadar "silahlı terör örgütüne üye olmak" gerekçesine dayansa da dolaylı olarak bile bir "hack" girişimine farkında olmadan karışan internet kullanıcısının cezası 6 aydan başlıyor. Herhangi bir internetsitesi veya bilişim sistemine sanal yollarla yapılan saldırılarda "zombi" yazılımların kulanıldığına değinen uzmanlar, "Bu yazılımlar siz farkında olmadan bilgisayarınıza bulaşabilir ve farkında olmasanız bile bu zararlı yazılımın yolaçtığı zararlardan sorumlu olursunuz" uyarısı yaparken, BTK'nın yaptığı tespitlere göre Türkiye'de bu şekilde kontrolü hacker'lara geçmiş olan bilgisayar (zombi bilgisayar) sayısının 100 bini aştığı tahmin ediliyor.

 'BEDAVA PEYNİR, FARE KAPANINDA OLUR'
İnternette bilmeden de olsa şüpheli bir işlemden dolayı zan altında kalmamak ve suçlanmamak için kullanıcının dikkatli olmalısı gerektiğien dikkat çeken İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren, "Nasıl ki dışarı çıktığınızda çantanızı, cüzdanınızı yanınızdan ayırmıyorsanız, bilgisayarınızın güvenliği konusunda da aynı özeni gösterin. Gerçek hayatta hiç kimse, "1 milyon TL kazandınız, şu sokağa gelip alın" diyen birine inanıp, oraya gitmiyorsa. Bu şekildeki e-posta'ları da açmayın. Sonuçta bedava peynir sadece fare kapanında olur. Bu söz sanal dünya için de sonuna kadar geçerli" diye konuştu. Kablosuz ağlarda şifre kullanılması, korsan yazılımlar yerine lisanslı yazılımların tercih edilmesi gerektiğine değinen Özeren, "Anti-virüs ve anti-spy programları kullanın. Kullandığınız programların güncellemelerini de mutlaka yapın" uyarısınında bulundu.

KURUNUN YANINDA YAŞ DA YANABİLİR
Başkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Adli Bilişim Uzmanı Çığır İlbaş'ın verdiği bilgiye göre Türkiye'deki yasalar gereği bir kişinin bilgisayarında bulunan bir zombi yazılımın yaptığı faaliyetlerden sözkonusu kullanıcı doğrudan sorumlu olurken, kullanıcının kasıtlı olmadan zararlı fiili işlediğinin ispatı için bilgisayar üzerinde detaylı bir teknik bilirkişi incelemesi gerekiyor. Bu inceleme kişiyi TCK'nın 244. maddesinde yeralan ve 6 aydan başlayan hapis cezasıyla yargılanması talebinden de kurtaramıyor. Bir hacker eylemine karışmış olan tüm bilgisayarların savcılık tarafından inceleneceğine değinen İlbaş, bu incelemeyle dahi kullanıcının bir ihmali var mı yoksa kasıtlı mı bu eyleme karıştığının tespit edilemediğine dikkat çekti.

BİLMEDİĞİNİZ YAZILIMA ONAY VERMEYİN!

ZOMBİ YAZILIMLAR NASIL BULAŞIR? Zombi yazılımlar bilgisayara bir programın yüklenmesi veya tarayıcıya bir eklenti yüklenmesi yolu ile bulaşır. Bu nedenle kaynağından emin olmadığımız programları yüklemekten ve tanınmayan web sitelerinin eklentilerini yüklemekten kaçınmak gerekiyor.

E-POSTA'LARI NASIL KULLANIR? Benzer şekilde e-posta ile gelen ve özellikle cazip teklifler içeren mesajların eklerini açmak veya e-postalarda bulunan bağlantıları tıkladıktan sonra gelen eklenti yükleme pencerelerini onaylamak da oldukça riskli.

ÖNLEM OLARAK NE YAPILMALI? Zombi yazılımlara karşı önlem olarak bilgisayarda lisanslı ve güncel bir antivirüs yazılımı bulunmalıdır. İşletim sistemleri (windows vb.) internete erişmeye çalışan yazılımları bizim onayımıza sunarlar. Bu tür bir onay istendiğinde yazılım herkes tarafından tanınan bilinen bir yazılım değilse onaylamamak gerekiyor.

BULAŞTIĞI NASIL ANLAŞILIR? Zombi yazılımları bilgisayarın çalışma hızındaki ve internet erişim hızındaki azalmayla anlayabiliriz. Eğer bilgisayarda bir zombi yazılım şüphesi varsa, açılışta otomatik olarak çalışan yazılımların ve internete erişimi olan yazılımların listesini incelemek gerekmektedir. Bu işlemler için Windowsun "çalıştır" penceresine "msconfig" komutunu yazıp açılan penceredeki "başlatma" sekmesini inceleyebiliriz. Pek çok antivirüs ve güvenlik yazılımı bu işlemleri yapan araçlara sahiptir.

TESPİT EDİLİRSE NE YAPILMALI? Eğer yüklenen bir programın zombi yazılım olduğu endişesi varsa işletim sisteminin "sistem geri yükleme" aracını kullanarak bilgisayarı yazılımın yüklendiği tarihten önceki bir tarihe almak sorunu büyük ölçüde çözecektir. Teknik önlemlerin yanı sıra dikkatli bir kullanımla zombi yazılımlardan uzak kalmak mümkün.

YASA NE DİYOR?

Zombi bilgisayarlar tarafından yapılan işlemler ve bu işlenmlerin hukuki yaptırımları, Türk Ceza Kanunu'nun 244. maddesinde tanımlanıyor. Kanunun TCK 244. Maddesi şöyle: "Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır... Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır... Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır."