İSTANBUL - Türkiye'ye patent başvurusunda bulunan yabancı firmalar, korumaya almak istedikleri patentlerinin sayısı ile Türk firmalarını geride bıraktı. Türk Patent Enstitüsü verilerini değerlendiren marka tescil ve patent ofisi Acar Patent'ten yapılan açıklamaya göre, Türkiye'de 2012 yılında en çok patent koruma talebinde bulunan ülke Almanya olurken, geçen yıl Türkiye'de 1.583 patent başvuru talebinde bulunan Alman firmalarının 2012'nin ilk yarısında 1000 patent başvurusu yaptığı belirtildi.
Açıklamada, "Türkiye'de en çok marka tescili yaptıran Amerikan firmaları ise patent başvurularında ikinci sırada bulunuyor. Türkiye'de patent koruması yaptıran diğer ülkeler ise İsviçre, Fransa, İtalya, Japonya ve Hollanda oldu" denildi.
2011 yılının ilk iki çeyreğinde yabancı ülke firmalarından yapılan patent başvuru sayısının 2800 olduğu belirtilen açıklamada, temmuz ayı itibarıyla patent başvurularında yüzde 21 artış görüldüğü kaydedildi.
Acar Patent Genel Koordinatörü Rüştü Gümüş, değerlendirmesinde, yabancı ülkelerin patentlerini koruma konusunda Türk firmalarından daha özenli ve bilinçli olduğunu, Türkiye'de ise yerli patent sayısının artmasına rağmen patentlerin dünya çapında korunmadığına dikkati çekti.
http://www.dunya.com/ sitesinden 15.07.2012 tarihinde yazdırılmıştır.
15 Temmuz 2012 Pazar
Teknopark'a hücum; 100 firma aranıyordu, 730 başvuru geldi
İbrahim EKİNCİ
İSTANBUL - İstanbul'da kuruluşu devam etmekte olan Teknopark'a yüzlerce başvuru geldi. İnşaatı devam etmekte olan ilk 6 blokta yaklaşık 100 firmanın yer alması öngörülürken online başvuru sisteminden 730 firma Teknopark İstanbul'da yer almak için ön talepte bulundu. Öncelikli değerlendirme süresi 1 Haziran'da bitmekle birlikte online başvurular devam ediyor. Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) da kendi internet sayfasında Teknopark İstanbul'a, teknoloji alanında faaliyet gösteren yerli ve yabancı şirketler büyük ilgi gösterdiğini açıkladı.
Temeli, Kasım 2011'de atılan Teknopark'ta yer almak için başvuruları değerlendiren İTO Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, daha önce yatığı bir açıklamada, "Avrupa, ABD ve Ortadoğu'dan büyük şirketlerin de yer aldığı başvuruların yüzde 25'i yabancı şirketlerden geldi. Yoğun talep bizi diğer fazlar hızlı bir şekilde geçmeye itecek. İlk bina olduğu için kısıtlı sayıda yerimiz var. Beklentimizin ve kapasitemizin çok üzerinde bir taleple karşılaştık. Ciddi anlamda bir duyuru da yapmamıştık. Sadece kendi WEB sitemizde duyuru yapmıştık. Her arzu eden şirket giremiyor. Mükellefiyetleri yerine getiren ve belli özellikleri taşıyan şirketlerden bir eleme yapacağız. Bir seçim kurulumuz var. Elemeyi yapıp onayladığımız şirketlerin adını açıklayacağız" demişti.
Firmalarla görüşmeler başlayacak
10 Nisan 2012'de Online Başvuru formları ön talepte bununan firmalara gönderilmiş, 1 Haziran 2012'de Online Formların girişleri tamamlanmıştı. 1 Haziran - 31 Temmuz 2012 aralığında 'Başvuruların Ön Değerlendirilmesi' süreci başlamıştı. Halen bu aşama devam ediyor. Ancak açıklamalara göre başvuru gelmeye de devam ediyor. Bu ayın sonunda, 1 Ağustos - 30 Eylül 2012 arasında firmalarla görüşmeler başlayacak ve başvudu kabulleri yapılacak. Şanslı 100 firma belirlenirken, 600'den fazla firma diğer etapları bekleyecek.
Yapımı devam eden 6 blok, 52 bin metrekare kapalı alana sahip olacak. Bloklarda laboratuvarlar, kongre merkezi, konferans salonu, toplantı salonları ve sosyal tesisler yer alacak. "Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın sayılı teknoparklarından birisi olması hedeflenen Teknopark İstanbul"un, Türkiye'nin Dünya'ya açılacak en önemli ve en nitelikli teknoloji penceresi olması amaçlanıyor.
Teknopark İstanbul Projesi, Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nca başlatılan üç aşamalı bir proje. İleri teknoloji, endüstri parkı ve havaalanı İTEP Projesi sonuncu adımını oluşturuyor. Proje çerçevesinde Sabiha Gökçen Uluslararası Havaalanı ile Hava Araçlarına Yönelik Bakım ve Onarım Tesisleri faaliyetlerine başladı. Teknoparkın odaklanacağı ana sektörler şöyle belirlendi: Havacılık ve uzay, savunma sanayii, denizcilik, ileri elektronik, ileri malzemeler, enerji ve endüstriyel yazılımlar.
20 yıllık projede devlere 200 bin metrekare yer ayrıldı
Teknopark projesinin geçmişi 20 yıl geriye gidiyor. 1987'de başlatılan proje için bölgenin teknoloji bölgesi olarak ilan edilmesi 2009 yılında mümkün oldu. Yönetici şirket "Teknopark İstanbul A.Ş" 4 Mayıs 2010'da kuruldu. Teknopark İstanbul'un ortakları şöyle: Yüzde 45 payla Savunma Sanayii Müsteşarlığı, yüzde 40 payla İstanbul Ticaret Odası, yüzde 13 payla İşletme ve Havacılık Endüstrileri A.Ş. (HEAŞ), yüzde 1 payla İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTİCÜ), yüzde 1 payla STM A.Ş. Teknopark İstanbul, TEM Otoyolu'nun Pendik Girişi'ne 2 kilometre mesafede, Sabiha Gökçen Havalimanı'na bitişik; tren yoluna, D-100 Karayoluna ve Pendik Limanı'na yaklaşık 7 km mesafede, Doğu-Batı istikametinde 1 milyon 400 bin metrekare ve 200 bin metrekare büyüklüklerinde, birbirinden ana arterler ile ayrılan 3 sahadan oluşuyor.
Bölgede yer alan 200 bin metrekarelik Özel Yatırım Bölgesi, Teknopark şirketleri ile etkileşim içerisinde yüksek nitelikli teknoloji içeren üretim yapılabilmesi amacıyla, yerli ve yabancı büyük ölçekli birkaç teknoloji devinin yatırımı için ayrıldı. Yabancı firmaların da bölgeye ilgisi yüksek. Sisco gibi bazı teknoloji devlerinin bölgeyle ilgilendiği belirtiliyor.
1 milyon 400 bin metrekarelik orman alanı içerisinde 200 bin metrekarelik yapılanma izni ile üniversitelerarası ortak teknoloji enstitüsü ve teknoparkın teknoloji felsefesini yansıtacak teknoloji bazlı sosyal sorumluluk projeleri hayata geçirilecek. Bu iki sahanın ortasında yer alan 900 bin metrekarelik alan ise, Teknopark İstanbul projesinin ana gövdesini teşkil edecek. Teknoparkın iç ulaşımı monoray ile yapılacak. Metro ise Sabiha Gökçen Havaalanı istasyonundan sonra ana girişe kadar gelecek ve teknoparkın kuzeyinde son durağa ulaşacak. Böylece 30 bin çalışan sorunsuz bölgeye ulaşabilecek.
Teknoparkın kurumsal hedefleri
Teknoparkta 2 milyar dolarlık toplam yatırımı içeren 15 yıllık bir gelişim sürecinde bine yakın firmanın, 30 bin aşkın nitelikli personeliyle, yüksek teknoloji bazında 10 milyar doların üzerinde ciro üretecek bir teknoloji altyapısı oluşturması hedefleniyor. Toplamda 650 bin metrekare kapalı alan olacak bölgede kurulması çalışmaları sürdürülen risk sermayesi fonu ile girişimci gruplar için sıfır maliyetli kuluçka ortamı yanatılacak. Teknopark İstanbul'da yerleşecek firmalar için yakın bölgedeki çok yüksek nitelikli 7 üniversite ile istanbul il sınırları içerisindeki 44 üniversite ve yüksek okulun işbirliği potansiyelleri inceleniyor. Muhtemel işbirliği alanları için bu üniversitelerle çalışmalar yapılıyor.
Nasıl konumlanacak?
Teknopark istanbul'un temel amaçları şöyle özetleniyor:
"- Türkiye'nin kendi markalarını yaratacak bir teknoloji üssü,
- Yerli ve yabancı yatırımcılar için cazibe merkezi uluslararası bir teknopark,
- Ar-Ge, akademi ve iş dünyasının buluştuğu, yaratıcılığın ürüne dönüştüğü bir merkez,
- Hedeflenen endüstrilerdeki mükemmeliyet merkezlerini içeren bir bölge,
- Yüksek yaşam ve çalışma standartları sağlayarak, bir teknoparktan öte, birinci sınıf bir yaşam alanı,
- Uzun vadede, uluslararası bilim ve teknoloji dünyasının saygı duyulan referans bir markası olacak ve Teknoloji üretimi kadar iş merkezi kimliğiyle de Türkiye'nin teknoloji açılımında global adresi rolünü üstlenecek."
Birçok avantaj sağlıyor
Bölgede yer alacak firmalara yönelik, kurucu ortaklar olan SSM ve İTO'nun desteği olacak. Çok yakın çevrede yerleşik 7 üniversite ile organik bağ oluşturulacak. İlk 6 blokta yaklaşık 2 bin metrekare büyüklüğünde alan kuluçka merkezi olarak tahsis edilecek. Çekirdek ve girişim sermayesi fonu kurularak kuluçka merkezinde yer alan girişimciler öncelikli olmak üzere Teknopark İstanbul'da yer alan firmalara destek sağlanacak.
Teknopark İstanbul, yüksek teknoloji yatırımları ve ar - ge ile ilgili genel teşviklerden, 4691 sayılı kanunun teşvik ve avatajlarından yararlanabilecekler. 4691 sayılı Teknoloji Gelistirme Bölgeleri Kanunu ile bölgede yer alan kuruluşlara, üniversite ve kamu personeline ve bölge yönetici şirketine önemli avantajlar sağlanıyor.
- Yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde edilen kazançlar gelir ve kurumlar vergisinden muaf olacak.
- Ücreti gelir vergisinden istisna olan personelin ücretleri üzerinden hesaplanan sigorta primi işveren hissesinin yarısı, her bir çalışan için beş yıl süreyle Maliye bütçesinden karşılanacak.
- Girişimcilerin bölgede ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, işuygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetleri KDV'den istisna olacak.
- Her türlü Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile ilgili olarak düzenlenen kağıtlardan damga vergisi alınmayacak.
- Üniversite ve Kamu Kurum ve Kurulusları personeli izin alarak sürekli veya yarı-zamanlı olarak bölgede çalışabilecek.
- Ögretim elemanlarının gelirleri üniversite Döner Sermaye kapsamı dışında tutulacak. Arastırmalarının sonuçlarını ticarilestirmek amacıyla sirket kurabilecek, ortak olabilecek.
Çekirdek Girişim Sermayesi Fonu
Avrupa Komisyonunda Melek Yatırım Sistemini temsil eden EBAN, 27 ülkedeki melek yatırım sisteminin şemsiye örgütü konumunda bulunmaktadır. Her yıl artan oranda katılımcıyla düzenlenen organizasyona bu sene 150 ülkeden katılım olmuştur. Bu toplantıda, Teknoparkİstanbul olarak önümüzdeki dönemde kurmayı hedeflediğimiz "Çekirdek ve Girişim Sermayesi Fonu" için ulusal ve uluslararası fonlar, melek yatırımcılar ve girişimcilerle görüşmeler yapılmış ve kurmayı planladığımız Fon un yapısına ilişkin görüşler paylaşılmıştır.
http://www.dunya.com/ sitesinden 15.07.2012 tarihinde yazdırılmıştır.
İSTANBUL - İstanbul'da kuruluşu devam etmekte olan Teknopark'a yüzlerce başvuru geldi. İnşaatı devam etmekte olan ilk 6 blokta yaklaşık 100 firmanın yer alması öngörülürken online başvuru sisteminden 730 firma Teknopark İstanbul'da yer almak için ön talepte bulundu. Öncelikli değerlendirme süresi 1 Haziran'da bitmekle birlikte online başvurular devam ediyor. Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) da kendi internet sayfasında Teknopark İstanbul'a, teknoloji alanında faaliyet gösteren yerli ve yabancı şirketler büyük ilgi gösterdiğini açıkladı.
Temeli, Kasım 2011'de atılan Teknopark'ta yer almak için başvuruları değerlendiren İTO Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, daha önce yatığı bir açıklamada, "Avrupa, ABD ve Ortadoğu'dan büyük şirketlerin de yer aldığı başvuruların yüzde 25'i yabancı şirketlerden geldi. Yoğun talep bizi diğer fazlar hızlı bir şekilde geçmeye itecek. İlk bina olduğu için kısıtlı sayıda yerimiz var. Beklentimizin ve kapasitemizin çok üzerinde bir taleple karşılaştık. Ciddi anlamda bir duyuru da yapmamıştık. Sadece kendi WEB sitemizde duyuru yapmıştık. Her arzu eden şirket giremiyor. Mükellefiyetleri yerine getiren ve belli özellikleri taşıyan şirketlerden bir eleme yapacağız. Bir seçim kurulumuz var. Elemeyi yapıp onayladığımız şirketlerin adını açıklayacağız" demişti.
Firmalarla görüşmeler başlayacak
10 Nisan 2012'de Online Başvuru formları ön talepte bununan firmalara gönderilmiş, 1 Haziran 2012'de Online Formların girişleri tamamlanmıştı. 1 Haziran - 31 Temmuz 2012 aralığında 'Başvuruların Ön Değerlendirilmesi' süreci başlamıştı. Halen bu aşama devam ediyor. Ancak açıklamalara göre başvuru gelmeye de devam ediyor. Bu ayın sonunda, 1 Ağustos - 30 Eylül 2012 arasında firmalarla görüşmeler başlayacak ve başvudu kabulleri yapılacak. Şanslı 100 firma belirlenirken, 600'den fazla firma diğer etapları bekleyecek.
Yapımı devam eden 6 blok, 52 bin metrekare kapalı alana sahip olacak. Bloklarda laboratuvarlar, kongre merkezi, konferans salonu, toplantı salonları ve sosyal tesisler yer alacak. "Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın sayılı teknoparklarından birisi olması hedeflenen Teknopark İstanbul"un, Türkiye'nin Dünya'ya açılacak en önemli ve en nitelikli teknoloji penceresi olması amaçlanıyor.
Teknopark İstanbul Projesi, Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nca başlatılan üç aşamalı bir proje. İleri teknoloji, endüstri parkı ve havaalanı İTEP Projesi sonuncu adımını oluşturuyor. Proje çerçevesinde Sabiha Gökçen Uluslararası Havaalanı ile Hava Araçlarına Yönelik Bakım ve Onarım Tesisleri faaliyetlerine başladı. Teknoparkın odaklanacağı ana sektörler şöyle belirlendi: Havacılık ve uzay, savunma sanayii, denizcilik, ileri elektronik, ileri malzemeler, enerji ve endüstriyel yazılımlar.
20 yıllık projede devlere 200 bin metrekare yer ayrıldı
Teknopark projesinin geçmişi 20 yıl geriye gidiyor. 1987'de başlatılan proje için bölgenin teknoloji bölgesi olarak ilan edilmesi 2009 yılında mümkün oldu. Yönetici şirket "Teknopark İstanbul A.Ş" 4 Mayıs 2010'da kuruldu. Teknopark İstanbul'un ortakları şöyle: Yüzde 45 payla Savunma Sanayii Müsteşarlığı, yüzde 40 payla İstanbul Ticaret Odası, yüzde 13 payla İşletme ve Havacılık Endüstrileri A.Ş. (HEAŞ), yüzde 1 payla İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTİCÜ), yüzde 1 payla STM A.Ş. Teknopark İstanbul, TEM Otoyolu'nun Pendik Girişi'ne 2 kilometre mesafede, Sabiha Gökçen Havalimanı'na bitişik; tren yoluna, D-100 Karayoluna ve Pendik Limanı'na yaklaşık 7 km mesafede, Doğu-Batı istikametinde 1 milyon 400 bin metrekare ve 200 bin metrekare büyüklüklerinde, birbirinden ana arterler ile ayrılan 3 sahadan oluşuyor.
Bölgede yer alan 200 bin metrekarelik Özel Yatırım Bölgesi, Teknopark şirketleri ile etkileşim içerisinde yüksek nitelikli teknoloji içeren üretim yapılabilmesi amacıyla, yerli ve yabancı büyük ölçekli birkaç teknoloji devinin yatırımı için ayrıldı. Yabancı firmaların da bölgeye ilgisi yüksek. Sisco gibi bazı teknoloji devlerinin bölgeyle ilgilendiği belirtiliyor.
1 milyon 400 bin metrekarelik orman alanı içerisinde 200 bin metrekarelik yapılanma izni ile üniversitelerarası ortak teknoloji enstitüsü ve teknoparkın teknoloji felsefesini yansıtacak teknoloji bazlı sosyal sorumluluk projeleri hayata geçirilecek. Bu iki sahanın ortasında yer alan 900 bin metrekarelik alan ise, Teknopark İstanbul projesinin ana gövdesini teşkil edecek. Teknoparkın iç ulaşımı monoray ile yapılacak. Metro ise Sabiha Gökçen Havaalanı istasyonundan sonra ana girişe kadar gelecek ve teknoparkın kuzeyinde son durağa ulaşacak. Böylece 30 bin çalışan sorunsuz bölgeye ulaşabilecek.
Teknoparkın kurumsal hedefleri
Teknoparkta 2 milyar dolarlık toplam yatırımı içeren 15 yıllık bir gelişim sürecinde bine yakın firmanın, 30 bin aşkın nitelikli personeliyle, yüksek teknoloji bazında 10 milyar doların üzerinde ciro üretecek bir teknoloji altyapısı oluşturması hedefleniyor. Toplamda 650 bin metrekare kapalı alan olacak bölgede kurulması çalışmaları sürdürülen risk sermayesi fonu ile girişimci gruplar için sıfır maliyetli kuluçka ortamı yanatılacak. Teknopark İstanbul'da yerleşecek firmalar için yakın bölgedeki çok yüksek nitelikli 7 üniversite ile istanbul il sınırları içerisindeki 44 üniversite ve yüksek okulun işbirliği potansiyelleri inceleniyor. Muhtemel işbirliği alanları için bu üniversitelerle çalışmalar yapılıyor.
Nasıl konumlanacak?
Teknopark istanbul'un temel amaçları şöyle özetleniyor:
"- Türkiye'nin kendi markalarını yaratacak bir teknoloji üssü,
- Yerli ve yabancı yatırımcılar için cazibe merkezi uluslararası bir teknopark,
- Ar-Ge, akademi ve iş dünyasının buluştuğu, yaratıcılığın ürüne dönüştüğü bir merkez,
- Hedeflenen endüstrilerdeki mükemmeliyet merkezlerini içeren bir bölge,
- Yüksek yaşam ve çalışma standartları sağlayarak, bir teknoparktan öte, birinci sınıf bir yaşam alanı,
- Uzun vadede, uluslararası bilim ve teknoloji dünyasının saygı duyulan referans bir markası olacak ve Teknoloji üretimi kadar iş merkezi kimliğiyle de Türkiye'nin teknoloji açılımında global adresi rolünü üstlenecek."
Birçok avantaj sağlıyor
Bölgede yer alacak firmalara yönelik, kurucu ortaklar olan SSM ve İTO'nun desteği olacak. Çok yakın çevrede yerleşik 7 üniversite ile organik bağ oluşturulacak. İlk 6 blokta yaklaşık 2 bin metrekare büyüklüğünde alan kuluçka merkezi olarak tahsis edilecek. Çekirdek ve girişim sermayesi fonu kurularak kuluçka merkezinde yer alan girişimciler öncelikli olmak üzere Teknopark İstanbul'da yer alan firmalara destek sağlanacak.
Teknopark İstanbul, yüksek teknoloji yatırımları ve ar - ge ile ilgili genel teşviklerden, 4691 sayılı kanunun teşvik ve avatajlarından yararlanabilecekler. 4691 sayılı Teknoloji Gelistirme Bölgeleri Kanunu ile bölgede yer alan kuruluşlara, üniversite ve kamu personeline ve bölge yönetici şirketine önemli avantajlar sağlanıyor.
- Yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde edilen kazançlar gelir ve kurumlar vergisinden muaf olacak.
- Ücreti gelir vergisinden istisna olan personelin ücretleri üzerinden hesaplanan sigorta primi işveren hissesinin yarısı, her bir çalışan için beş yıl süreyle Maliye bütçesinden karşılanacak.
- Girişimcilerin bölgede ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, işuygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetleri KDV'den istisna olacak.
- Her türlü Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile ilgili olarak düzenlenen kağıtlardan damga vergisi alınmayacak.
- Üniversite ve Kamu Kurum ve Kurulusları personeli izin alarak sürekli veya yarı-zamanlı olarak bölgede çalışabilecek.
- Ögretim elemanlarının gelirleri üniversite Döner Sermaye kapsamı dışında tutulacak. Arastırmalarının sonuçlarını ticarilestirmek amacıyla sirket kurabilecek, ortak olabilecek.
Çekirdek Girişim Sermayesi Fonu
Avrupa Komisyonunda Melek Yatırım Sistemini temsil eden EBAN, 27 ülkedeki melek yatırım sisteminin şemsiye örgütü konumunda bulunmaktadır. Her yıl artan oranda katılımcıyla düzenlenen organizasyona bu sene 150 ülkeden katılım olmuştur. Bu toplantıda, Teknoparkİstanbul olarak önümüzdeki dönemde kurmayı hedeflediğimiz "Çekirdek ve Girişim Sermayesi Fonu" için ulusal ve uluslararası fonlar, melek yatırımcılar ve girişimcilerle görüşmeler yapılmış ve kurmayı planladığımız Fon un yapısına ilişkin görüşler paylaşılmıştır.
http://www.dunya.com/ sitesinden 15.07.2012 tarihinde yazdırılmıştır.
Karşılıksız çekte yüzde 29.5 artış
ANKARA - Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan karşılıksız çek sayısı Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29.5 artışla 47 bin 604 adetten 61 bin 644 adete çıktı. Böylece bu yılın ilk 6 ayında birikimli karşılıksız çek sayısı geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 51.6 artışla 267 bin 684 adetten 405 bin 840 adete yükseldi.
Bankalararası Takas Odaları Merkezi (BTOM) verilerine göre Haziran ayında ibraz edilip karşılıksız çıkan çek adeti ve çek tutarının, ibraz edilen çek adeti ve tutarı içindeki payı geçen yılın aynı ayına göre artış gösterdi.
2011 yılı Haziran’da karşılıksız çıkan çek adeti sayısının ibraz edilen çek adetine oranı yüzde 2.32 düzeyindeyken, 2012 yılının aynı ayında yüzde 3.52 olarak belirlendi. Geçen yıl Haziran’da yüzde 2.41 düzeyinde olan karşılıksız çıkan çek tutarının toplam ibraz edilen çek tutarına oranı ise yüzde 3.77 oldu.
http://www.dunya.com/ sitesinden 15.07.2012 tarihinde yazdırılmıştır.
Bankalararası Takas Odaları Merkezi (BTOM) verilerine göre Haziran ayında ibraz edilip karşılıksız çıkan çek adeti ve çek tutarının, ibraz edilen çek adeti ve tutarı içindeki payı geçen yılın aynı ayına göre artış gösterdi.
2011 yılı Haziran’da karşılıksız çıkan çek adeti sayısının ibraz edilen çek adetine oranı yüzde 2.32 düzeyindeyken, 2012 yılının aynı ayında yüzde 3.52 olarak belirlendi. Geçen yıl Haziran’da yüzde 2.41 düzeyinde olan karşılıksız çıkan çek tutarının toplam ibraz edilen çek tutarına oranı ise yüzde 3.77 oldu.
http://www.dunya.com/ sitesinden 15.07.2012 tarihinde yazdırılmıştır.
10 Temmuz 2012 Salı
Avrupa liderliği için Türkiye’de
Uğur Yılmaz
İSTANBUL - Madvertise CEO’su Carsten Frien, mobil reklamda Avrupa lideri olabilmek için Türkiye pazarına girdiklerini söyledi. Aylık 2 milyar gösterim ile Almanca konuşan ülkeler arasında en büyük mobil reklam platformu olduklarını bildiren Frien, aylık 600 milyondan fazla reklam gösterimine sahip Türkiye pazarının lideri Mobilike’ı satın almalarının bu hedeflerini gerçekleştirmede büyük bir adım olduğunu kaydetti.
DÜNYA’nın sorularını yanıtlayan Frien, Almanya, İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa ve Türkiye’den sonra Avrupa dışına çıkarak global büyümeyi hedeflediklerini belirtti. Avrupa’nın, Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) pazarına giriş kapısının Türkiye olduğunu söyleyen Frien, "Made in Germany" damgasıyla bu kapıyı araladıklarını dile getirdi.
2012’de ciromuzu 3’e katlayacağız
2011’de cirolarını üçe katladıklarını bildiren Frien, aynı performansı 2012’de de göstereceklerinden emin olduğunu kaydetti. Nisan ayında Türkiye pazarının yüzde 60’ına sahip Mobilike’ı satın aldıklarını hatırlatan Frien, Türkiye’nin bu hedefe katkısının büyük olacağını belirtti. Frien sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olması yanında genç ve dinamik bir nüfusa sahip. Cep telefonu kullanım oranı da bilindiği gibi oldukça yüksek. Bu nedenle Avrupa pazarında liderlik hedefimiz için en akılcı çözüm Türkiye’ye girmekti. Ülke pazarının yüzde 60’ına sahip Mobilike’ı satın alarak hem Türkiye pazarına girmiş olduk hem de MENA ülkelerinin kapısını araladık. Bu satın alma sonrasında 2012 yılı ciromuzun yüzde 20’sinin Türkiye’den geleceğini öngörüyoruz."
Mobil reklama "Made in Germany" damgası
Mobil reklam pazarının girişi kolay, tutunması zor bir sektör olduğunu hatırlatan Frien, birçok firmanın piyasaya üçüncü parti teknolojilerle girdiğini, Madvertise’ın ise kendi teknolojisini ürettiğini söyledi. Frien, "Mobil reklamcılıkta sürekli yeni teknolojiler üreterek fark yaratıyoruz. Şu anda reklamverenlerin gerçek zamanlı teklif sunabilecekleri bir sistem üzerinde çalışıyoruz. Bu sistem ile reklam verenler önceden anlaşmalar yapmak yerine mobil kullanıcıların anlık olarak ilgi gösterdikleri aplikasyonlara reklam verebilecekler" diye konuştu.
Frien "Mobilike takımı da bizimle aynı yenilikçi felsefeye sahip. Kısa sürede Türkiye’nin mobil reklam lideri olarak müthiş bir başarı elde eden ekip, artık Madvertise’ın "Made in Germany" teknoloji ile gelişimi devam ettirecek" diyerek sözlerini noktaladı.
http://www.dunya.com/ sitesinden 10.07.2012 tarihinde yazdırılmıştır.
İSTANBUL - Madvertise CEO’su Carsten Frien, mobil reklamda Avrupa lideri olabilmek için Türkiye pazarına girdiklerini söyledi. Aylık 2 milyar gösterim ile Almanca konuşan ülkeler arasında en büyük mobil reklam platformu olduklarını bildiren Frien, aylık 600 milyondan fazla reklam gösterimine sahip Türkiye pazarının lideri Mobilike’ı satın almalarının bu hedeflerini gerçekleştirmede büyük bir adım olduğunu kaydetti.
DÜNYA’nın sorularını yanıtlayan Frien, Almanya, İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa ve Türkiye’den sonra Avrupa dışına çıkarak global büyümeyi hedeflediklerini belirtti. Avrupa’nın, Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) pazarına giriş kapısının Türkiye olduğunu söyleyen Frien, "Made in Germany" damgasıyla bu kapıyı araladıklarını dile getirdi.
2012’de ciromuzu 3’e katlayacağız
2011’de cirolarını üçe katladıklarını bildiren Frien, aynı performansı 2012’de de göstereceklerinden emin olduğunu kaydetti. Nisan ayında Türkiye pazarının yüzde 60’ına sahip Mobilike’ı satın aldıklarını hatırlatan Frien, Türkiye’nin bu hedefe katkısının büyük olacağını belirtti. Frien sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olması yanında genç ve dinamik bir nüfusa sahip. Cep telefonu kullanım oranı da bilindiği gibi oldukça yüksek. Bu nedenle Avrupa pazarında liderlik hedefimiz için en akılcı çözüm Türkiye’ye girmekti. Ülke pazarının yüzde 60’ına sahip Mobilike’ı satın alarak hem Türkiye pazarına girmiş olduk hem de MENA ülkelerinin kapısını araladık. Bu satın alma sonrasında 2012 yılı ciromuzun yüzde 20’sinin Türkiye’den geleceğini öngörüyoruz."
Mobil reklama "Made in Germany" damgası
Mobil reklam pazarının girişi kolay, tutunması zor bir sektör olduğunu hatırlatan Frien, birçok firmanın piyasaya üçüncü parti teknolojilerle girdiğini, Madvertise’ın ise kendi teknolojisini ürettiğini söyledi. Frien, "Mobil reklamcılıkta sürekli yeni teknolojiler üreterek fark yaratıyoruz. Şu anda reklamverenlerin gerçek zamanlı teklif sunabilecekleri bir sistem üzerinde çalışıyoruz. Bu sistem ile reklam verenler önceden anlaşmalar yapmak yerine mobil kullanıcıların anlık olarak ilgi gösterdikleri aplikasyonlara reklam verebilecekler" diye konuştu.
Frien "Mobilike takımı da bizimle aynı yenilikçi felsefeye sahip. Kısa sürede Türkiye’nin mobil reklam lideri olarak müthiş bir başarı elde eden ekip, artık Madvertise’ın "Made in Germany" teknoloji ile gelişimi devam ettirecek" diyerek sözlerini noktaladı.
http://www.dunya.com/ sitesinden 10.07.2012 tarihinde yazdırılmıştır.
3,5 yılda tamamlanacak, 4.5 milyara mal olacak
ANKARA - Ataşehir'de 800 bin metrekare üzerine kurulacak İstanbul Uluslararası Finans Merkezi'nin tanıtımı yapıldı.
Ataşehir'de 1,7 milyon metrekarelik alan belirlendiğini, ilk etapta 800 bin metrekarelik bölümünün finans merkezi olarak tasarlandığını kaydeden Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, "Bu alanda yaklaşık 3,5 milyon metrekare inşaat yapılacak. Bugünkü hesaplamalarımıza göre maliyeti 4,5 milyar lira, inşaat süresini de 3,5 yıl olarak tasarlıyoruz. İlk etapta bankaların ve orada parseli bulunan özel kurum ve kuruluşların ve Emlak Konut'un yapacağı alan, bu ifade ettiğimiz 800 bin metrekare alandaki altyapının hafriyatı ve altyapı inşaatları için ihaleye çıktık. 8 Ağustos tarihinde ihalesi olacak" diye konuştu.
7 gün 24 saat yaşayacak bir merkez olacak
Ataşehir'de yapılan Mimar Sinan Camisi'nin avlu kısmından finans merkezine hem yayalar hem de araçların kullanacağı bir platform oluşturulacağını dile getiren Bayraktar, böylece Batı Ataşehir ile Doğu Ataşehir'deki alanların bütünleşeceğini söyledi.
Merkezin yeşil alanlarla desteklendiğini, zemin kotu üzerinde araçların hemen hemen hiç olmayacağını, araçların alt katlara alındığını, otoparkların bodrumlarda konuşlandırıldığını anlatan Bayraktar, üst katların yayalar ve çalışanlar için ayrıldığını, 7 gün 24 saat yaşayacak bir merkez oluşturulduğunu ifade etti.
Bayraktar, ihalenin tamamlanmasının ardından süratle inşaatlara başlanacağını kaydetti.
50 bin kişiye istihdam
Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden esinlenerek tasarlanan İstanbul Uluslararası Finans Merkezi, Tarihi Yarımada, Topkapı Sarayı ve Kapalıçarşı'nın etkilerini günümüze taşımayı amaçlıyor. Ataşehir'de E5 ile TEM otoyollarının kesiştiği alanda yer alacak merkez, konumu ve mimarisiyle "Anadolu Yakası'nın simgesi" olarak tasarlandı.
Tanıtım toplantısında maketi de yer alan İstanbul Uluslararası Finans Merkezi, 3 bin kişilik kongre ve kültür sarayı, kütüphane, oteller, okul, kreş, cami, sağlık merkezi, itfaiye, karakol gibi destek ve hizmet birimlerinden oluşacak. Eğitim, ticaret ve kültürel faaliyetlerin bölgelere göre ayrıldığı merkezin 50 bin kişiye istihdam sağlaması öngörülüyor.
25 bin kişilik ziyaretçi kapasitesi ve 11 bin kişilik yaşayan nüfusuyla 7 gün 24 saat yaşamın olacağı bir alan olarak tasarlanan merkezin, deprem analizleri Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından yapıldı.
Elektrik enerjisini kendi üreten, çevreye duyarlı, düşük karbon emisyonlu akıllı binalardan oluşacak merkezde, birbirini yedekleyen kablolu ve kablosuz internet, iletişim iç ağı, mobil telefon, yol bulma, otopark yönetimi ve elektronik güvenlik sistemleri de yer alacak.
Metro ve çevre yollarıyla rahat ulaşımın planlandığı merkezin, spor, alışveriş, eğlence konseptiyle de vatandaşlar için cazibe merkezi olması hedefleniyor.
http://www.dunya.com/ sitesinden 10.07.2012 tarihinde yazdırılmıştır.
Ataşehir'de 1,7 milyon metrekarelik alan belirlendiğini, ilk etapta 800 bin metrekarelik bölümünün finans merkezi olarak tasarlandığını kaydeden Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, "Bu alanda yaklaşık 3,5 milyon metrekare inşaat yapılacak. Bugünkü hesaplamalarımıza göre maliyeti 4,5 milyar lira, inşaat süresini de 3,5 yıl olarak tasarlıyoruz. İlk etapta bankaların ve orada parseli bulunan özel kurum ve kuruluşların ve Emlak Konut'un yapacağı alan, bu ifade ettiğimiz 800 bin metrekare alandaki altyapının hafriyatı ve altyapı inşaatları için ihaleye çıktık. 8 Ağustos tarihinde ihalesi olacak" diye konuştu.
7 gün 24 saat yaşayacak bir merkez olacak
Ataşehir'de yapılan Mimar Sinan Camisi'nin avlu kısmından finans merkezine hem yayalar hem de araçların kullanacağı bir platform oluşturulacağını dile getiren Bayraktar, böylece Batı Ataşehir ile Doğu Ataşehir'deki alanların bütünleşeceğini söyledi.
Merkezin yeşil alanlarla desteklendiğini, zemin kotu üzerinde araçların hemen hemen hiç olmayacağını, araçların alt katlara alındığını, otoparkların bodrumlarda konuşlandırıldığını anlatan Bayraktar, üst katların yayalar ve çalışanlar için ayrıldığını, 7 gün 24 saat yaşayacak bir merkez oluşturulduğunu ifade etti.
Bayraktar, ihalenin tamamlanmasının ardından süratle inşaatlara başlanacağını kaydetti.
50 bin kişiye istihdam
Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden esinlenerek tasarlanan İstanbul Uluslararası Finans Merkezi, Tarihi Yarımada, Topkapı Sarayı ve Kapalıçarşı'nın etkilerini günümüze taşımayı amaçlıyor. Ataşehir'de E5 ile TEM otoyollarının kesiştiği alanda yer alacak merkez, konumu ve mimarisiyle "Anadolu Yakası'nın simgesi" olarak tasarlandı.
Tanıtım toplantısında maketi de yer alan İstanbul Uluslararası Finans Merkezi, 3 bin kişilik kongre ve kültür sarayı, kütüphane, oteller, okul, kreş, cami, sağlık merkezi, itfaiye, karakol gibi destek ve hizmet birimlerinden oluşacak. Eğitim, ticaret ve kültürel faaliyetlerin bölgelere göre ayrıldığı merkezin 50 bin kişiye istihdam sağlaması öngörülüyor.
25 bin kişilik ziyaretçi kapasitesi ve 11 bin kişilik yaşayan nüfusuyla 7 gün 24 saat yaşamın olacağı bir alan olarak tasarlanan merkezin, deprem analizleri Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından yapıldı.
Elektrik enerjisini kendi üreten, çevreye duyarlı, düşük karbon emisyonlu akıllı binalardan oluşacak merkezde, birbirini yedekleyen kablolu ve kablosuz internet, iletişim iç ağı, mobil telefon, yol bulma, otopark yönetimi ve elektronik güvenlik sistemleri de yer alacak.
Metro ve çevre yollarıyla rahat ulaşımın planlandığı merkezin, spor, alışveriş, eğlence konseptiyle de vatandaşlar için cazibe merkezi olması hedefleniyor.
http://www.dunya.com/ sitesinden 10.07.2012 tarihinde yazdırılmıştır.
Bu karar milyonları ilgilendiriyor
Yeni kıdem tazminatı taslağında köklü değişiklikler var. Taslak yasalaşırsa işten çıkarılanlar, evlenen kadınlar ve askere gidenlerin kıdem tazminatı ödemesi yeni bir boyut kazanacak
Milyonlarca çalışanı ilgilendiren kıdem tazminatı için hazırlanan taslak, çalışma hayatına köklü değişiklikler getiriyor. Taslağa her kesimden farklı görüşler geliyor. Sendikalar kazanılmış haklardan geri adım atmayacaklarını, aksi halde genel greve gideceklerini belirtiyor. Taslağı yorumlayan vergi uzmanı Prof. Dr. Şükrü Kızılot, “Yeni taslak sadece tazminatların fona devriyle sınırlı değil. Tazminata hak kazanma şekli de değişiyor” dedi. Kızılot, en çarpıcı düzenlemenin işten atılanlara tazminat verilmemesi olduğunu belirtti. Ünlü uzman bu konuda dava patlaması olacağını kaydetti. Taslakta işverene büyük kıyak yapıldığını da belirten Kızılot, “İşsizlik sigortası fonuna işverenin ve devletin katkısı yüzde 0.5’e indirildi. İşsizlik fonu tırpanlandı” diye konuştu.
Kızılot, “Çalışmaya devam edenlerin durumunda boşluk var. İşveren istiyorsa kıdemi fona aktarabilecek. İşverenin böyle bir işe kalkışacağını zannetmem, kendine bir yük getirmez. Meclis’te tartışılırken belli olacak. Taslakta ek yapılması lazım” dedi.
DİSK Başkanı Erol Ekici, Milliyet’e yaptığı açıklamada, yeni sistemle, prime esas olan kesinti miktarının yüzde 6-7 oranında kaybolacağını belirterek, işçinin 1000 lirasında 300 liralık kayıp yaşanacağını savundu. Ekici, “Sisteme geçişle birlikte toplu işten çıkarmalar yaşanabilir. Kendilerine önerilen kıdem tazminatını kabul etmeyenler işten atılabilir” dedi.
Türk-İş’ten ‘grev’ resti
Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu da geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, fona devirde konuşulan formüller için, “Gündeme getirilen formüllerin hepsi de hak kaybı içeriyor. Dile getirilen son formüllere göre prim gün sayısı azaltılıyor, işçinin kaderi özel sigorta şirketlerine terk ediliyor. İşverenin işçiyi bugünkünden çok daha rahat bir biçimde işten çıkarmasının önü açılıyor. Kıdem tazminatımıza el uzatılırsa genel grev yapacağız” demişti.
Patron tazminat ödemeyecek
* Bugüne kadar kıdem tazminatı işten atılan çalışanın güvencesiydi. Çünkü patron bir çalışanını işten çıkardığında işçinin hakettiği kıdem tazminatını ödemek zorunda.
* Taslaktaki en çarpıcı düzenleme olarak öne çıkan maddeye göre, patronlar çalışanları rahatça işten çıkartabilecek. Çünkü patronun kıdemle bağı kopartılıyor.
Tazminat için 5 yıl beklenecek
* İşten çıkarılan bir çalışan başka bir iş bulup çalışmaya başlarsa (15 yıl 3600 günü doldurmak koşuluyla) kıdem tazminatının yarısını alabilecek. Kalanını emeklilik halinde alacak.
* Bu çalışan herhangi bir iş bulamazsa, çalıştığı dönemdeki tazminatın tamamanı işten çıkartıldığı tarihten 5 yıl sonra alabilecek.
Evlenen kadın çalışana kıdem avantajı kalkıyor
* Kadın çalışanlar evlendikten sonra bir yıl içinde işten kendi istekleriyle ayrılırlarsa tazminatlarının tamamını alıyorlar.
* Yeni taslağa göre bu nedenle işten ayrılan kadın çalışanlara, işten ayrılma tarihinde tazminat ödenmeyecek. Kadın çalışanın hak ettiği tazminat fonda kalmaya devam edecek.
Askere tazminat sürprizi
* Mevcut durumda askere giden erkek çalışanlara isteğe bağlı olarak kıdem tazminatları ödeniyor.
* Yeni taslakta askere gidenlere kıdem tazminatı ödenme
uygulaması kaldırılıyor.
Tazminat nemalandırılacak çıkışta vergisi kesilecek
* Kıdem tazminatları şu anda işverende toplanıyor. Herhangi bir yatırım aracında nemalandırılmıyor. Tazminat ödendiğinde çalışan aldığı rakam üzerinden herhangi bir vergi ödemiyor.
* Yeni düzenlemeyle şirketler kıdem tazminatlarını Emeklilik Gözetim Merkezi’ne aktaracak. Bu merkez de topladığı primleri emeklilik şirketlerine gönderecek. Toplanan para gözetim merkezinde farklı yatırım araçlarında nemalandırılacak. Emeklilik şirketini patron seçecek, yatırım fonunu ise işçi belirleyecek. Kıdem tazminatı ödenirken gelir vergisi kesintisi yapılacak. Bu kesintinin oranını Bakanlar Kurulu belirleyecek.
KONUT AÇILIMI NE GETİRİR?
‘KIDEM TAZMİNATI PEŞİNATA SAYILIR’
‘Bir taşla iki kuş vurulacak’
Nazmi Durbakayım İNDER ve Teknik Yapı Grubu Başkanı
Çalışanlar yeni düzenlemeyle konut alımlarında, biriken kıdem tazminatının yarısını alabilecek. “Hem işveren hem de çalışanlar bundan karlı çıkacak” diyen Nazmi Durbakayım, “Çalışanlar konut alıp değerlendirecek. Gayrimenkul sektöründeki durgunluk da biraz olsun azalacaktır. Uygulamayı hazırlayanları tebrik etmek lazım” dedi.
‘Orta ve dar gelirli grup için önemli’
Işık Gökkaya / GYODER Başkanı ve Yeşil GYO Genel Müdürü
Kıdem tazminatından gelecek paranın konut almak isteyenler için peşinat olarak kullanılabileceğine değinen Gökkaya, “Özellikle 10 yılın üzerinde çalışanlar peşinatları bu sayede ödeyebilecek. Genelde orta ve dar gelirlilerin konut ihtiyacı olduğu için bu uygulama büyük önem taşıyor. Biriken para gayrimenkule yönelirse sektör bundan olumlu etkilenecektir. Sektördeki durgunluk tam anlamıyla gitmez ama mutlaka katkısı olacaktır” diye konuştu.
‘Vatandaş emekli olmayı beklemeyecek’
Ali Ağaoğlu / Ağaoğlu Şirketler Yön. Kurulu Başkanı
Kıdem tazminatının yarısının konut almak isteyen çalışanlara verilmesinin önemine değinen Ağaoğlu, “Uygulamayı son derece olumlu buluyorum. Peşinat ödemelerini kolaylaştıracak. İnsanlar emekli olmayı beklemeden ev sahibi olabilecekler. Kıdem tazminatı uygulaması gayrimenkul sektöre katkı sağlar ama durgunluğu gidermek için yeterli olmaz” dedi.
‘Bunlar pansuman tedbirleri olacak’
Emrullah Turanlı / Taşyapı Yönetim Kurulu Başkanı
Kıdem tazminatıyla ev alınmasının pek mümkün olmadığını belirten Turanlı, şunları söyledi: “Şirketlerin toplu olarak bu paralyı ödemesi mümkün değil. Bunlar pansuman tedbirleri. Sektördeki durğunluğu çözmez. Düşünün bir şirkette 1000 kişi çalışıyor. Bu para nasıl ödenir. Bu paralar ödense bile konut almaya yeterli olmayacaktır. Fakat kıdem tazminatlarını fona devredilmesi ve oradan kullanılması gelecekte olumlu olabilir.”
YATIRIM ARACINI İŞÇİ BELİRLEYECEK
Kıdem tazminatlarının fona devredilmesi çalışmalarında sona yaklaşıldı.
Hazırlanan metne göre, işçi, bir hesapta biriken kıdem tazminatı için nemalandırma sistemini seçebilecek ya da parasının Hazine tarafından işletilmesine karar verebilecek. Sisteme geçişte işçilerin hak kaybı yaşayıp yaşamayacağı konusundaki belirsizlik ise sürüyor. Yasa taslağının son haline göre yeni düzenlemede şunların olması bekleniyor:
* İşverenler kıdem primlerini bir havuza koyacak. İşverenin birden fazla şirketi olması halinde bu tutar, işçinin çalıştığı şirket adına aktarılacak.
* İşçi parasının hangi fonda ne şekilde değerlendirileceğine kendisine karar verebilecek.
* İşçi herhangi bir tercihte bulunmazsa primler Hazine’nin belirlediği yatırım aracında değerlendirilecek. İşçinin kıdem birikimleri, asgari yüzde 40 oranında Hazine Müsteşarlığı’nca ihraç edilen kamu borçlanma araçlarını veya kira sertifikalarını içeren bir fonda değerlendirilecek.
Tazminata TÜFE ayarı
* İşverenin, SGK teşviklerinden yararlanabilmek için sisteme borçlu olmaması gerekecek.
* İşçi bir gün dahi çalışsa buna ilişkin kıdem tazminatı hakkı olacak. Eski yasada kıdem almak için en az 1 yılı doldurma şartı aranıyordu.
* İşverenler, işçinin prime esas aylık brüt kazancının yüzde 4’ünü kıdem primi olarak yatıracak. Bu meblağ ücretten düşürülemeyecek.
* Kıdem tazminatı tavanı artırılacak. 2012’de geçerli olmak üzere belirlenen kıdem tazminatı tavanı izleyen yıllarda bir önceki yıla ait TÜFE oranında artırılarak hesaplanacak.
Ev alan paranın yarısını çekecek
* Kıdem hesabından para çekme hakkını ilk kez kullanan işçinin 15 yıllık sigortalılık süresini doldurması ve 3 bin 600 günlük prim ödeme gün sayısını tamamlaması gerekecek.
* İkinci para çekme hakkı için bin 800 gün daha prim ödenecek.
* Konut alanlar, bireysel kıdem hesabında biriken tutarın yarısını çekmeye hak kazanacak.
* SGK’dan emeklilik aylıkları bağlananlar kıdemlerinin tamamını çekebilecek.
* 5 yıl boyunca adlarına prim yatırılmayanlar da kıdem hesaplarında biriken paranın tamamını alabilecekler.
* Ölen işçinin mirasçıları, kıdem tazminatının tümünü 2 hafta sonunda alabilecek.
* Fon kurulduktan sora iş değiştiren işçinin kıdem tazminatları birleştirilebilecek ve tek hesap üzerinden nemalandırma yapılacak.
* Farklı saatlerde farklı işverenlerle farklı işyerlerinde çalışan işçiler, iki ayrı fondan yararlanacak.
* İşçi, hak kazandığı prim miktarını internetten takip edebilecek. Burada, seçilen tasarruf aracı ile tazminatın ne kadar nemalandığı da görülebilecek.
Eski çalışana 15 yıl şartı
* Fon kurulmasından önce biriken haklar da tahsil edilebilecek.
* İşçinin ölümü, iş sözleşmesinin işçi ya da işveren tarafından feshi, işçinin askere gitmesi nedeniyle sözleşme feshi emeklilik, kadın İşçinin evlenmesi ve 15 yıl 3 bin 600 günü doldurma şartlarıyla eski kıdem hakları işverenden tahsil edilebilecek.
* İşsizlik sigortası fonu oranları düşürülecek.
Yeni sisteme geçişte ne olacak?
Taslakta, kazanılan haklar için eski sisteme göre tazminat verileceği belirtilirken diğer yandan da yeni kanun ile “kıdem tazminatı sözleşmesi” imzalanması gerektiği ifade ediliyor. Buna göre, sistemin hayata geçmesinin ardından işçi ile işveren bir sözleşme yapacak. Bu sözleşmenin içeriğinin nasıl olacağı konusu ise belirsizliğini koruyor. Kıdem tazminatında kazanılan hakkın fona devredilmesi sırasında yaşanacak olası kayıplar sendikaların en büyük endişesi. Sendikalar, işveren ile kazanılmış kıdem tazminatları konusunda anlaşamayan işçinin işten atılacağı endişesi yaşıyor. (Milliyet)
Milyonlarca çalışanı ilgilendiren kıdem tazminatı için hazırlanan taslak, çalışma hayatına köklü değişiklikler getiriyor. Taslağa her kesimden farklı görüşler geliyor. Sendikalar kazanılmış haklardan geri adım atmayacaklarını, aksi halde genel greve gideceklerini belirtiyor. Taslağı yorumlayan vergi uzmanı Prof. Dr. Şükrü Kızılot, “Yeni taslak sadece tazminatların fona devriyle sınırlı değil. Tazminata hak kazanma şekli de değişiyor” dedi. Kızılot, en çarpıcı düzenlemenin işten atılanlara tazminat verilmemesi olduğunu belirtti. Ünlü uzman bu konuda dava patlaması olacağını kaydetti. Taslakta işverene büyük kıyak yapıldığını da belirten Kızılot, “İşsizlik sigortası fonuna işverenin ve devletin katkısı yüzde 0.5’e indirildi. İşsizlik fonu tırpanlandı” diye konuştu.
Kızılot, “Çalışmaya devam edenlerin durumunda boşluk var. İşveren istiyorsa kıdemi fona aktarabilecek. İşverenin böyle bir işe kalkışacağını zannetmem, kendine bir yük getirmez. Meclis’te tartışılırken belli olacak. Taslakta ek yapılması lazım” dedi.
DİSK Başkanı Erol Ekici, Milliyet’e yaptığı açıklamada, yeni sistemle, prime esas olan kesinti miktarının yüzde 6-7 oranında kaybolacağını belirterek, işçinin 1000 lirasında 300 liralık kayıp yaşanacağını savundu. Ekici, “Sisteme geçişle birlikte toplu işten çıkarmalar yaşanabilir. Kendilerine önerilen kıdem tazminatını kabul etmeyenler işten atılabilir” dedi.
Türk-İş’ten ‘grev’ resti
Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu da geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, fona devirde konuşulan formüller için, “Gündeme getirilen formüllerin hepsi de hak kaybı içeriyor. Dile getirilen son formüllere göre prim gün sayısı azaltılıyor, işçinin kaderi özel sigorta şirketlerine terk ediliyor. İşverenin işçiyi bugünkünden çok daha rahat bir biçimde işten çıkarmasının önü açılıyor. Kıdem tazminatımıza el uzatılırsa genel grev yapacağız” demişti.
Patron tazminat ödemeyecek
* Bugüne kadar kıdem tazminatı işten atılan çalışanın güvencesiydi. Çünkü patron bir çalışanını işten çıkardığında işçinin hakettiği kıdem tazminatını ödemek zorunda.
* Taslaktaki en çarpıcı düzenleme olarak öne çıkan maddeye göre, patronlar çalışanları rahatça işten çıkartabilecek. Çünkü patronun kıdemle bağı kopartılıyor.
Tazminat için 5 yıl beklenecek
* İşten çıkarılan bir çalışan başka bir iş bulup çalışmaya başlarsa (15 yıl 3600 günü doldurmak koşuluyla) kıdem tazminatının yarısını alabilecek. Kalanını emeklilik halinde alacak.
* Bu çalışan herhangi bir iş bulamazsa, çalıştığı dönemdeki tazminatın tamamanı işten çıkartıldığı tarihten 5 yıl sonra alabilecek.
Evlenen kadın çalışana kıdem avantajı kalkıyor
* Kadın çalışanlar evlendikten sonra bir yıl içinde işten kendi istekleriyle ayrılırlarsa tazminatlarının tamamını alıyorlar.
* Yeni taslağa göre bu nedenle işten ayrılan kadın çalışanlara, işten ayrılma tarihinde tazminat ödenmeyecek. Kadın çalışanın hak ettiği tazminat fonda kalmaya devam edecek.
Askere tazminat sürprizi
* Mevcut durumda askere giden erkek çalışanlara isteğe bağlı olarak kıdem tazminatları ödeniyor.
* Yeni taslakta askere gidenlere kıdem tazminatı ödenme
uygulaması kaldırılıyor.
Tazminat nemalandırılacak çıkışta vergisi kesilecek
* Kıdem tazminatları şu anda işverende toplanıyor. Herhangi bir yatırım aracında nemalandırılmıyor. Tazminat ödendiğinde çalışan aldığı rakam üzerinden herhangi bir vergi ödemiyor.
* Yeni düzenlemeyle şirketler kıdem tazminatlarını Emeklilik Gözetim Merkezi’ne aktaracak. Bu merkez de topladığı primleri emeklilik şirketlerine gönderecek. Toplanan para gözetim merkezinde farklı yatırım araçlarında nemalandırılacak. Emeklilik şirketini patron seçecek, yatırım fonunu ise işçi belirleyecek. Kıdem tazminatı ödenirken gelir vergisi kesintisi yapılacak. Bu kesintinin oranını Bakanlar Kurulu belirleyecek.
KONUT AÇILIMI NE GETİRİR?
‘KIDEM TAZMİNATI PEŞİNATA SAYILIR’
‘Bir taşla iki kuş vurulacak’
Nazmi Durbakayım İNDER ve Teknik Yapı Grubu Başkanı
Çalışanlar yeni düzenlemeyle konut alımlarında, biriken kıdem tazminatının yarısını alabilecek. “Hem işveren hem de çalışanlar bundan karlı çıkacak” diyen Nazmi Durbakayım, “Çalışanlar konut alıp değerlendirecek. Gayrimenkul sektöründeki durgunluk da biraz olsun azalacaktır. Uygulamayı hazırlayanları tebrik etmek lazım” dedi.
‘Orta ve dar gelirli grup için önemli’
Işık Gökkaya / GYODER Başkanı ve Yeşil GYO Genel Müdürü
Kıdem tazminatından gelecek paranın konut almak isteyenler için peşinat olarak kullanılabileceğine değinen Gökkaya, “Özellikle 10 yılın üzerinde çalışanlar peşinatları bu sayede ödeyebilecek. Genelde orta ve dar gelirlilerin konut ihtiyacı olduğu için bu uygulama büyük önem taşıyor. Biriken para gayrimenkule yönelirse sektör bundan olumlu etkilenecektir. Sektördeki durgunluk tam anlamıyla gitmez ama mutlaka katkısı olacaktır” diye konuştu.
‘Vatandaş emekli olmayı beklemeyecek’
Ali Ağaoğlu / Ağaoğlu Şirketler Yön. Kurulu Başkanı
Kıdem tazminatının yarısının konut almak isteyen çalışanlara verilmesinin önemine değinen Ağaoğlu, “Uygulamayı son derece olumlu buluyorum. Peşinat ödemelerini kolaylaştıracak. İnsanlar emekli olmayı beklemeden ev sahibi olabilecekler. Kıdem tazminatı uygulaması gayrimenkul sektöre katkı sağlar ama durgunluğu gidermek için yeterli olmaz” dedi.
‘Bunlar pansuman tedbirleri olacak’
Emrullah Turanlı / Taşyapı Yönetim Kurulu Başkanı
Kıdem tazminatıyla ev alınmasının pek mümkün olmadığını belirten Turanlı, şunları söyledi: “Şirketlerin toplu olarak bu paralyı ödemesi mümkün değil. Bunlar pansuman tedbirleri. Sektördeki durğunluğu çözmez. Düşünün bir şirkette 1000 kişi çalışıyor. Bu para nasıl ödenir. Bu paralar ödense bile konut almaya yeterli olmayacaktır. Fakat kıdem tazminatlarını fona devredilmesi ve oradan kullanılması gelecekte olumlu olabilir.”
YATIRIM ARACINI İŞÇİ BELİRLEYECEK
Kıdem tazminatlarının fona devredilmesi çalışmalarında sona yaklaşıldı.
Hazırlanan metne göre, işçi, bir hesapta biriken kıdem tazminatı için nemalandırma sistemini seçebilecek ya da parasının Hazine tarafından işletilmesine karar verebilecek. Sisteme geçişte işçilerin hak kaybı yaşayıp yaşamayacağı konusundaki belirsizlik ise sürüyor. Yasa taslağının son haline göre yeni düzenlemede şunların olması bekleniyor:
* İşverenler kıdem primlerini bir havuza koyacak. İşverenin birden fazla şirketi olması halinde bu tutar, işçinin çalıştığı şirket adına aktarılacak.
* İşçi parasının hangi fonda ne şekilde değerlendirileceğine kendisine karar verebilecek.
* İşçi herhangi bir tercihte bulunmazsa primler Hazine’nin belirlediği yatırım aracında değerlendirilecek. İşçinin kıdem birikimleri, asgari yüzde 40 oranında Hazine Müsteşarlığı’nca ihraç edilen kamu borçlanma araçlarını veya kira sertifikalarını içeren bir fonda değerlendirilecek.
Tazminata TÜFE ayarı
* İşverenin, SGK teşviklerinden yararlanabilmek için sisteme borçlu olmaması gerekecek.
* İşçi bir gün dahi çalışsa buna ilişkin kıdem tazminatı hakkı olacak. Eski yasada kıdem almak için en az 1 yılı doldurma şartı aranıyordu.
* İşverenler, işçinin prime esas aylık brüt kazancının yüzde 4’ünü kıdem primi olarak yatıracak. Bu meblağ ücretten düşürülemeyecek.
* Kıdem tazminatı tavanı artırılacak. 2012’de geçerli olmak üzere belirlenen kıdem tazminatı tavanı izleyen yıllarda bir önceki yıla ait TÜFE oranında artırılarak hesaplanacak.
Ev alan paranın yarısını çekecek
* Kıdem hesabından para çekme hakkını ilk kez kullanan işçinin 15 yıllık sigortalılık süresini doldurması ve 3 bin 600 günlük prim ödeme gün sayısını tamamlaması gerekecek.
* İkinci para çekme hakkı için bin 800 gün daha prim ödenecek.
* Konut alanlar, bireysel kıdem hesabında biriken tutarın yarısını çekmeye hak kazanacak.
* SGK’dan emeklilik aylıkları bağlananlar kıdemlerinin tamamını çekebilecek.
* 5 yıl boyunca adlarına prim yatırılmayanlar da kıdem hesaplarında biriken paranın tamamını alabilecekler.
* Ölen işçinin mirasçıları, kıdem tazminatının tümünü 2 hafta sonunda alabilecek.
* Fon kurulduktan sora iş değiştiren işçinin kıdem tazminatları birleştirilebilecek ve tek hesap üzerinden nemalandırma yapılacak.
* Farklı saatlerde farklı işverenlerle farklı işyerlerinde çalışan işçiler, iki ayrı fondan yararlanacak.
* İşçi, hak kazandığı prim miktarını internetten takip edebilecek. Burada, seçilen tasarruf aracı ile tazminatın ne kadar nemalandığı da görülebilecek.
Eski çalışana 15 yıl şartı
* Fon kurulmasından önce biriken haklar da tahsil edilebilecek.
* İşçinin ölümü, iş sözleşmesinin işçi ya da işveren tarafından feshi, işçinin askere gitmesi nedeniyle sözleşme feshi emeklilik, kadın İşçinin evlenmesi ve 15 yıl 3 bin 600 günü doldurma şartlarıyla eski kıdem hakları işverenden tahsil edilebilecek.
* İşsizlik sigortası fonu oranları düşürülecek.
Yeni sisteme geçişte ne olacak?
Taslakta, kazanılan haklar için eski sisteme göre tazminat verileceği belirtilirken diğer yandan da yeni kanun ile “kıdem tazminatı sözleşmesi” imzalanması gerektiği ifade ediliyor. Buna göre, sistemin hayata geçmesinin ardından işçi ile işveren bir sözleşme yapacak. Bu sözleşmenin içeriğinin nasıl olacağı konusu ise belirsizliğini koruyor. Kıdem tazminatında kazanılan hakkın fona devredilmesi sırasında yaşanacak olası kayıplar sendikaların en büyük endişesi. Sendikalar, işveren ile kazanılmış kıdem tazminatları konusunda anlaşamayan işçinin işten atılacağı endişesi yaşıyor. (Milliyet)
9 Temmuz 2012 Pazartesi
2013 için ürküten tablo!
Kâhin Nouriel Roubini, en geç 6 ay içerisinde Euro’nun para birimi olarak iflas edeceğini ileri sürdü.
Ekonomi dünyasının kâhini Nouriel Roubini 2013 için felaket uyarısında bulundu. Alman basınına açıklamalarda bulunan Roubini, Euro Bölgesi’nin borç sorunuyla başa çıkamadığını belirterek en geç 6 ay içerisinde Euro’nun para birimi olarak iflas edeceğini ileri sürdü.
Roubini dünya ekonomisi için felaketin bununla da sınırlı kalmayacağını belirterek, “Euro Bölgesi’nin dağılma ihtimali önemli bir sorun. Ayrıca ABD’nin bütçe çıkmazına girmesi de söz konusu. Bu iki olay doğrudan Çin ekonomisini durma noktasına getireceği için dünya ekonomisinde gelecek yıl felaket yaşanma tehlikesi çok yüksek” dedi. Ünlü ekonomist özellikle AB için çok kötümser bir tablo çizerek, “İspanya ve İtalya en geç 6 ay içerisinde piyasalardan borçlanamaz hale gelecek. Euro Yunanistan’sız olur ancak İspanya ve İtalya olmadan devam edemez” dedi.
İTALYA VE İSPANYA'NIN 6 AYI KALDI
* AB borç sorununu çözmekte gecikti. Euro Bölgesi 6 ay sonra dağılmaya başlar.
* Euro, Yunanistan olmadan yaşar ama İspanya ve İtalya olmadan devam edemez.
* İspanya ve İtalya en geç 6 ay içerisinde piyasalardan borçlanamaz hale gelecek.
GAZETE HABERTURK- HT EKONOMİ
Ekonomi dünyasının kâhini Nouriel Roubini 2013 için felaket uyarısında bulundu. Alman basınına açıklamalarda bulunan Roubini, Euro Bölgesi’nin borç sorunuyla başa çıkamadığını belirterek en geç 6 ay içerisinde Euro’nun para birimi olarak iflas edeceğini ileri sürdü.
Roubini dünya ekonomisi için felaketin bununla da sınırlı kalmayacağını belirterek, “Euro Bölgesi’nin dağılma ihtimali önemli bir sorun. Ayrıca ABD’nin bütçe çıkmazına girmesi de söz konusu. Bu iki olay doğrudan Çin ekonomisini durma noktasına getireceği için dünya ekonomisinde gelecek yıl felaket yaşanma tehlikesi çok yüksek” dedi. Ünlü ekonomist özellikle AB için çok kötümser bir tablo çizerek, “İspanya ve İtalya en geç 6 ay içerisinde piyasalardan borçlanamaz hale gelecek. Euro Yunanistan’sız olur ancak İspanya ve İtalya olmadan devam edemez” dedi.
İTALYA VE İSPANYA'NIN 6 AYI KALDI
* AB borç sorununu çözmekte gecikti. Euro Bölgesi 6 ay sonra dağılmaya başlar.
* Euro, Yunanistan olmadan yaşar ama İspanya ve İtalya olmadan devam edemez.
* İspanya ve İtalya en geç 6 ay içerisinde piyasalardan borçlanamaz hale gelecek.
GAZETE HABERTURK- HT EKONOMİ
Etiketler:
çin,
euro,
euro bölgesi,
İspanya,
italya,
Nouriel Roubini,
yunanistan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)