8 Ekim 2012 Pazartesi

Bankalardan tüketiciye akıl almaz tuzak



Hüseyin Özay
‘Tarantula’ skandalının benzeri Türkiye’de yaşanıyor. Bir bankacı, BDDK’ya ihbar mektubu göndererek bankaların tüketiciyi nasıl kandırdığını detaylarıyla anlattı.

Üç yıl önce gizli hesaplarıyla ünlü İsviçre’de patlayan ‘Tarantula’ skandalının bir benzeri Türk bankacılık sektöründe yaşandı. Türkiye’nin önde gelen özel bankalarından birisinde uzun yıllar çalışan H. B. isimli bankacı, tıpkı İsviçreli ‘Tarantula’ lakaplı bankacı gibi BDDK’ya ve Hazine’ye bir ihbar mektubu göndererek, bankaların tüketicileri nasıl kandırdığını ayrıntıları ile anlattı. ‘Türk Tarantula’, ihbar mektubunda, kredi kartı, ek hesap ve sigorta satışlarında bir çok usulsüz işlem yapıldığını öne sürdü. İhbar mektubu ile birlikte bir çok belge de gönderen Tarantula, prim almak için mükerrer kredi kartı satışları yaptıklarını, tüketici kredisi kullananlara boş forma imza attırarak, söz konusu formlarla müşterilere ek hesap açtıklarını veya kredi kartı satışı yaptıklarını bildirdi.
Müşteriye haberi olmadan imza
Tüketicilerle ilgili en fazla usulsüz işlemin sigorta satışlarında yapıldığını iddia eden H.B., tüketici, taşıt ve konut kredisi kullanan müşterilere haberleri olmadan, bir çok sigorta yaptıklarını öne sürdü. H.B., örneğin emekliye, memura ve kendi işyeri olan kişilere bile işsizlik sigortası yapıldığını kaydetti. Türk Tarantula ihbar mektubunda “Kredi komisyonunu 200-300 lira yüksek tutuyorduk. Söz konusu tutar ile de sigorta primlerini tahsil ediyorduk. Sigorta sözleşmeleri kredi sözleşmelerinin arasına karıştırılıyor. Müşteri neyi imzaladığını bilmiyordu. Her sigorta için de ayrıca prim alıyorduk” itiraflarında bulundu.
H.B. isimli bankacı, yöneticilerinin kredi kartı, ek hesap ve sigorta satışlarında usulsüzlük yapılması konusunda personele baskı yaptığını da öne sürerek, kendisinin bu işlemlere karşı çıktığı için hakkında soruşturma açıldığını söyledi. Bankacı, söz konusu usulsüz işlemlerle ilgili banka genel müdürüne e-posta gönderdiği içinde işten atıldığını bildirdi. BDDK ise, Türk Tarantula’nın ihbar mektubundaki iddiaları işleme aldı. Konuyla ilgili de söz konusu banka hakkında inceleme başlattı. BDDK’nın, incelemede elde edilecek bilgiler doğrultusunda, sigorta, kredi kartı ve ek hesaplarla ilgili incelemesini derinleştirmeyi planlıyor.

Güral Ailesi'ndeki anlaşmazlık mahkemelik oldu!




Türkiye'nin en zenginleri arasında yer alan Güral Ailesi'nin fertleri arasındaki kavga mahkemelik oldu.
Türkiye'nin iki porselen devi olan Kütahya ve Güral porselen şirketlerinin kurucusu olan Güral Ailesi'ndeki mal paylaşımı sorunları yargıya taşındı.

Kütahya Porselen Sanayii'den konuyla ilgili Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan açıklama şöyle:
Şirketimiz Kütahya Porselen Sanayi A.Ş. tarafından 05.10.2012 tarihinde tebellüğ edilen ortaklarımızdan Sn. İsmet Güral vekili tarafından gönderilen dilekçeden,ortağımız Sn. İsmet Güral tarafından aile içi kavganın yargıya taşınmak suretiyle, Şirketimizin 21.06.2012 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların iptali ve öncelikle icranın geri bırakılması talepli dava açıldığı öğrenilmiştir. Ancak Şirketimize bu konuda henüz ilgili Mahkeme tarafından yapılmış herhangi bir tebligat bulunmamaktadır".
Kütahya Porselen sermayesinin yüzde 74'lük kısmı Güral Ailesi fertlerinden Rıza, İsmet ve Nafi Güral kardeşlere ait.  Söz konusu kişilerin Kütahya Porselen dışında halka kapalı birçok büyük şirkette de ortaklıkları bulunuyor. Kütahya Porselen Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Nafi Güler, kamuoyuna da yansıyan aile içi anlaşmazlık için daha önce şu açıklamayı yapmıştı: "2004 yılı itibariyle, kardeşler bu şirketlerdeki ortaklıkların Mart 2004 tarihinde yaptıkları bir sözleşme ile sonlandırmak istemiş olmakla birlikte paylaşmadan doğan ailevi, maddi ve manevi sorunlar devam etmektedir."  

İş Bankası'na Japon kredisi




Türkiye İş Bankası, Japan Bank for International Cooperation (JBIC) ile yenilenebilir enerji projelerinin ve
Japonya'dan yapılacak ithalatların orta ve uzun vadeli finansmanına yönelik iki ayrı kredi anlaşması imzaladı.
İSTANBUL (A.A)
İş Bankası açıklamasında, bankanın anlaşmalar çerçevesinde, JBIC'ten yenilenebilir enerji projeleri ile ilgili Japonya'dan
tedarik edilecek mal ve hizmetlerin finansmanına yönelik 100 milyon dolar, Türkiye ve Ortadoğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika
bölgesindeki komşu ülkelere Japonya'dan yapılacak ihracatın finansmanı için de 200 milyon dolar tutarında kredi imkanı
sağladığı belirtildi.
Böylece banka, yenilenebilir enerji projelerine yönelik kredi anlaşması kapsamında azami 18 yıl, Japonya'dan yapılacak
ithalatların finansmanı için yapılan kredi anlaşması kapsamında azami 10 yıl vadeye kadar kredi kullanımı mümkün
olabilecek.
-Adnan BaliAçıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, yenilenebilir enerji projelerine yönelik kredi
anlaşmasının JBIC'nin Türkiye'de bu konuda imzaladığı ilk kredi anlaşması olduğunu ve JBIC'in bir kez daha İş Bankası'nı
tercih etmiş olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Bali, yeni anlaşmaların Türkiye İş Bankası ile JBIC arasındaki süregelen güçlü işbirliğinin bir göstergesi olarak iki ülke
ekonomik ve ticari ilişkilerinin gelişimine katkıda bulunacağını aktardı.
JBIC adına anlaşmalara imza atan JBIC İngiltere Temsilcisi Masaaki Yamada da bu anlaşmalar öncesinde ağırlığı gemi
finansmanına yönelik olmak üzere yaklaşık 500 milyon dolar tutarına ulaşan kredi anlaşmaları çerçevesinde İş Bankası ile
işbirliği yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, yeni anlaşmaların karşılıklı işbirliği imkânlarını artırarak iki ülke
ilişkilerinin kuvvetlenmesine katkı sağlayacağını kaydetti.
Muhabir: Sümeyye Dalkılınç
Yayıncı: Ali Bayaslan

6 Ekim 2012 Cumartesi

Açılan Davayı Reddeden Anayasa Mahkemesi'nin Gerekçeli Kararı Resmi Gazete'de Yayımlandı


Kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un bazı hükümlerinin iptal istemini oybirliğiyle reddeden Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararı Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Kaynak : AA, 06 Ekim  2012 Cumartesi - 09:02


CHP, söz konusu Kanun'un bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açmıştı.

Davayı esastan görüşen Anayasa Mahkemesi, Kanun'un iptal istemlerini reddetmişti.

Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararında, Anayasa'nın 148. maddesinin açık hükmü ve gerekçesi karşısında, kanunların şekil bakımından denetiminde, son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığından başka bir hususun esas alınmasına ve bu suretle kanunların şekil bakımından denetimlerinin yapılabilmesine olanak bulunmadığı belirtildi.
 

Anayasa'nın ''Toplantı ve karar yeter sayısı'' başlıklı 96. maddesinde, ''Türkiye Büyük Millet Meclisi, yapacağı seçimler dahil bütün işlerinde üye tam sayısının en az üçte biri ile toplanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa'da başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tam sayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz...'' hükmünün yer aldığı anımsatılan kararda, dava dilekçesinde, 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un son oylamasının öngörülen çoğunlukla yapılmadığının iddia edildiği kaydedildi.

-''Son oylamanın Anayasa'da öngörülen çoğunlukla yapıldığı anlaşılmaktadır''-

TBMM Genel Kurul tutanaklarının incelenmesinde, Kanun teklifinin tümü üzerinde elektronik oylama cihazıyla yapılan açık oylama sonucunda, 387 oyun kullanıldığı ve bunlardan 295'inin kabul, 91'inin ret ve 1'inin de çekimser olduğu anımsatılarak, ''Bu anlamda son oylamanın Anayasa'da öngörülen çoğunlukla yapıldığı anlaşılmaktadır'' denildi.

Gerekçeli kararda, ''Açıklanan nedenlerle, Anayasa'da öngörülen çoğunlukla son oylamasının yapıldığı açık olan ve şekil bakımından Anayasa'ya aykırılığı iddiasına gerekçe olarak dava dilekçesinde gösterilen diğer hususlar yönünden incelenme olanağı bulunmayan 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Anayasa'nın 148. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir'' ifadelerine yer verildi.

6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un şekil yönünden iptali istemini oybirliğiyle reddeden Yüksek Mahkeme, bu kanuna ilişkin yürürlüğün durdurulması istemini de oybirliğiyle reddetti.
 

-İptali istenen hükümler-

Kanun'un, iptali istenen hükümleri şöyleydi:

-Mecburi ilköğretim çağının 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsadığı, bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlayıp, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biteceğine ilişkin hükmü.

-İlköğretimin, dört yıl süreli ve zorunlu ilkokul ile dört yıl süreli ve zorunlu ortaokuldan oluşan bir Milli Eğitim ve Öğretim Kurumu olduğuna ilişkin hükmü.

-İmkan ve şartlara göre ortaokulların, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabileceği hükmü.

-İlköğretim kurumlarının dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam hatip ortaokullarından oluştuğunu öngören hüküm ile ortaokul ve liselerde, Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamberin hayatının, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulacağına ilişkin düzenleme.

-''Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi Projesi kapsamında, Milli Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işleri, ceza ve ihalelerden yasaklama hükümleri hariç, bu Kanun hükümlerine tabi değildir. Bu madde uyarınca yapılacak alımlara ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Kamu İhale Kurumunun görüşü alınarak Milli Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanacak yönetmelikle, rekabete açık olacak şekilde düzenlenir'' hükmü,

-''FATİH Projesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullara internet erişim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için Milli Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişilebilir'' hükmü.

Muhabir: Kadir Karakuş

Yayıncı: Selçuk Aval
 

23 milyon ehliyet değişecek




AB standardına uygun ehliyetler geliyor. Gelecek yıldan itibaren verilmesi planlanan ehliyetler özel renk ve mikro harfler içeren tasarıma sahip olacak.
Ehliyete AB standardı geliyor.

Gelecek yıldan itibaren verilmesi planlanan yeni ehliyetlerde, güvenlik üst düzeyde tutulacak.

Polikarbonat malzemeden lazer baskıyla üretilecek ehliyetler, özel renk ve mikro harfler içeren tasarıma sahip olacak.


Çalışmaların tamamlanmasıyla 23 milyon vatandaşın ehliyeti değiştirilecek

Yeni ehliyetler, AB ülkelerinde de geçerli olacak

4 Ekim 2012 Perşembe

Lİ-DER açılış törenini gerçekleştirdi

Yasal Uyarı Metni:
Kopyaladığınız bu metnin tüm yayın hakları Yeşil Ekonomi Yayıncılık'a aittir ve tekrar yayınlanması halinde bu sayfaya aktif bağlantı sağlanması zorunludur. Tekrar yayın halinde editor@yesilekonomi.com adresinin bilgilendirilmesi rica olunur.

http://yesilekonomi.com/printable/li-der-acilis-torenini-gerceklestirdi

Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve diğer üst düzey yetkililerin katıldığı bir törenle açılışını gerçekleştirdi.

Basın Açıklaması
Geçtiğimiz aylarda resmi olarak kurulumunu gerçekleştiren Lisanssız Elektrik Üretimi Derneği (Lİ-DER) 26 Eylül 2012 tarihinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner YILDIZ, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mahmut Mücahit FINDIKLI, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan KÖKTAŞ ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Yusuf YAZAR’ın da katıldığı açılış ve basın toplantısı ile enerji sektörüne yönelik çalışmalarına başladı.
Bilindiği gibi, lisanssız elektrik üretimine yönelik olarak 2010 yılı Aralık ayında başlayan süreç günümüzde son noktasına ulaşmış, projeler açısından başvuru ve kurulum aşamasına geçilmiştir. Bütün bu süreç ve gelinen nokta, hem ülkemize özgü bir pazar oluşmasına yol açmış hem de ülkemiz işgücüne ciddi bir katkı yapmaya başlamıştır. Bunun yanında, ülkemiz için yeni bir kavram sayılan elektriğin yerinde üretimi ve tüketimi, elektrikte daha verimli bir kullanım ve daha az kayba yol açmakta olup, bu durum da yıllardır yüksek enerji ithalatı ile uğraşmak zorunda kalan ülkemizin enerji faturasının azalmasına yol açmaya başlamıştır.
Enerji sektöründe faal olarak çalışan firma ve bireylerin bir araya gelmesi ve sektörün kamu ve sivil toplum kesiminde aktif görevde bulunan yöneticilerin desteğiyle, lisanssız elektrik üretimi sektörüne yönelik olarak Haziran 2012 itibarıyla kurulan Lisanssız Elektrik Üretimi Derneği (Lİ-DER), ülkemizde lisans almadan elektrik üretimine yönelik pazarın düzenlenmesini, gelişmesini ve büyümesini sağlamak, bu alanda çalışma yapan kuruluş ve organizasyonlara destek vermek amacını taşımaktadır.
Sektörün her köşesine ulaşmak ve bu desteği arttırmak amacını taşıyan derneğimiz, çalışmalarına başlamadan önce 26 Eylül 2012 tarihinde EPDK Konferans salonunda açılış ve basın toplantısını gerçekleştirmiştir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız başta olmak üzere, toplantıya katılan tüm üst düzey konuşmacılar, lisanssız elektrik üretiminin ülkemiz için oldukça faydalı sonuçlar doğuracağı konusundaki görüş ve temennilerini iletmişler, Lİ-DER’in ise sektörün pozitif anlamda gelişmesi için çalışmalarına devam etmesi, kişi ve şirketlere yol gösterici olması, kamu kuruluşlarına da çalışmalarında destekleyici ve uyarıcı bir rol üstlenmesi gerektiğini belirtmişlerdir.
Toplantıya katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sn Taner Yıldız konuşmasında, lisansız olarak üretilecek 500 kW gücün yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilmesini önemsediklerini ifade etmiş, “Lisansız Elektrik Üretim Derneği”nin kurulmasının oldukça önemli olduğunu belirtmiştir. Bakanlık olarak derneğin çalışmalarını desteklemeye devam edecekleri üzerinde önemle durmuştur. Sn Bakan ayrıca, Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı Taslağının pazartesi günü Bakanlar Kurulu'nun imzasına açıldığını, 1 Ekim'den sonra TBMM'de görüşüleceğini, Taslak’taki en önemli değişikliklerden birinin de 500 kW’lık sınırın 1 MW’a çıkarılması olduğunu belirtmiştir.
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi Ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mahmut Mücahit Fındıklı da lisansız elektrik üretim yönetmeliği sayesinde yerli ve yenilenebilir kaynakların daha etkin kullanılabileceğini belirtmiştir. Sn Fındıklı ayrıca bu pazara özellikle KOBİ'lerin yoğun ilgi gösterdiğini, akaryakıt istasyonları başta olmak üzere birçok kuruluşun kendi elektriğini üretmek için rüzgar ve güneş sistemleri arayışlarına başladığına dikkati çekmiştir.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş ise, Türkiye'nin lisanssız elektrik üretiminde yolun başında olduğunu, buna rağmen Kurum olarak Lisanssız Elektrik Üretimi Yönetmeliği başta olmak üzere, konuyla ilgili tüm mevzuatı tamamladıklarını belirtmiştir. Sn Köktaş, Yönetmelik ile, artık elektrik tüketicilerinin kendi elektriklerini üretebileceğini, mesken düzeyinde üretim yoluyla ek gelir imkanı da elde edebileceğini ifade etmiştir. Hasan Köktaş ayrıca, bu sayede üreticilerin maliyetlerini düşürerek rekabet kapasitelerini arttırabileceklerini, tüketim birleştirme uygulaması ile tekil olarak yapamayacakları yatırımları bir araya gelerek yapabileceklerini, yerli aksam teşviki ile ülkedeki makine sanayinin ve enerji teknolojilerinin faaliyet alanının da genişletileceğine dikkati çekmiştir.
EPDK Başkanı, elektriğin yerinde üretimi ile sistem kayıp kaçaklarının azaltılması sağlanarak ticari ve teknik kalitesinin hızla iyileşeceğini, bu sayede iletim ve dağıtım sistem yatırım ihtiyacında azalma olacağını da belirtmiştir. Sn Köktaş ayrıca, lisanssız elektrik üretimine yönelik başvuruların sayısının 239 olduğunu, 160 kadarının kabul edildiğini, diğerleri ile ilgili ya işlemlerin sürdüğünü ya da olumsuz sonuçlandığını, özellikle rüzgar, güneş ve biyokütle ve hidroelektrik alanında önemli başvuruların yapıldığını söylemiştir.
Lisanssız Elektrik Üretim Derneği (Lİ-DER) Başkanı Yalçın KIROĞLU’da yaptığı açılış konuşmasında, derneğin amacının, sektörü geliştirirken, abone, çözüm sağlayıcı şirketler, elektrik dağıtım şirketleri ve kamu arasında güçlü bir sinerji ve işbirliği yaratmak olduğunu bildirdi. Ayrıca 5.000 MW’lık bir üretimin lisanssız elektrikten yapılmasının yakın gelecek için ciddi bir hedef olduğunu vurguladı.
Bütün bu konuşmalar gösteriyor ki, Dernek olarak gerçekleştirmiş olduğumuz ve üst düzey konuşmacıların yapmış oldukları konuşmalarla katkı ve destek verdikleri toplantımızın sektörün önde gelenleri ve basın mensuplarından oluşan kalabalık bir davetli grubunun katılımı ile gerçekleşmiş olması, bizlere ne kadar doğru bir yolda ilerlediğimizi bir kez daha hatırlatmış, lisanssız elektrik üretimi sektörünün her alanını kapsayan Derneğimizin çalışmalarına hızla devam etmesinin ne kadar önemli olduğunu göstermiştir.

29 Eylül 2012 Cumartesi

Tebriz’li Şems’ten 10 Altın İş Kuralı



Tebriz’li Şems’ten 10 Altın İş Kuralı
1. Etkin iletişim kur
Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu, dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk konusunda dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.
2. Sabırlı ol
Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları, sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.
3. Değişim istiyorsan, zor olacağını baştan kabul et
Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir sen zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir. Şems, On dördüncü Kural: Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun, hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
4. Harekete geç
Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek, beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.
5. Farklılıkları anla ve saygı göster
Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.
6. Düşünce ve eylemde aşırılığa kaçma
Yaşadığımız hayat, elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi, oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi, eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde…
7. Yalnızca yaşadığın anın önemli olduğunu unutma
Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi, daima şu anın hakikatini yaşar.
8. Bireyselliğini önemse
Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “Ne yapalım, kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek, cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin ne de hayat karşısında çaresizsin.
9. Asla vazgeçme, kendini yenile
“Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?” diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık! Her an, her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.
10. Bütünü gör ve kendini muhteşem akışa bırak
Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz. Her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz. Ölen her sufi için bir sufi daha doğar.   
Kaynak: Beyin Gücü Dergisi