21 Kasım 2012 Çarşamba

Çeke güven gelmezse ticaretin çarkları zorlanır

19.10.2012 / Ankara

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, karşılıksız çıkan çek oranının son üç yılın en yüksek seviyesinde olduğunu, çeke güven gelmezse ticaretin çarklarının daha da zorlanacağını belirterek, ''Çek sicili kontrol sistemi reel sektöre SMS yoluyla açılsın. Dürüst müteşebbis mağdur olmasın'' dedi.​

Hisarcıklıoğlu, Anadolu Ajansı’na yaptığı değerlendirmede bu yılın 9 aylık döneminde karşılıksız çek sayısının geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 49 arttığını, yine bu dönemde piyasadaki çeklerin karşılıksız çıkma oranının geçen yıl yüzde 2,6 iken, bu yıl yüzde 4,3'e yükseldiğini kaydetti.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, mahkemeler tarafından yasaklama kararı alınan çek adetlerinde de ciddi bir artış olduğuna işaret ederek, geçen yılın tamamında bu rakamın 48 bin adet iken, bu yılın 9 ayında 338 bine ulaştığını bildirdi. Ancak bu artışta yeni düzenleme sonrasında karşılıksız çek keşidecilerine verilen yasaklama kararlarına ilişkin sürecin hızlanmış olmasının da etkisi olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, şunları söyledi:

''2012 yılında karşılıksız çek miktarındaki hızlı artışın iki nedeni var. İlk olarak karşılıksız çekte hapis cezasının kaldırılmasının ardından yeni bir kontrol mekanizması kurulamadı. Reel sektörün beklentisi, Kredi Kayıt Bürosu'nun (KKB) faaliyete geçmesiyle birlikte çek kabul edecek müteşebbisin, çek keşidecisinin geçmiş çek ödeme bilgilerini görebilmesiydi. Böylece çeki kabul edip etmeme kararını hangi riski aldığını bilerek verebilmesini sağlanacaktı.
Nisan ayında faaliyete geçen bu sistem ile müşterinin kredi hesaplarıyla ilgili pozitif ya da negatif ödeme performansı bilgileri bankalar arasında paylaşılmaktadır. Bu güzel bir gelişme olmakla birlikte bu sistem reel sektöre tamamen kapalı. Karşılıksız çek sayısındaki artışın ikinci nedeniyse, bu yılın ilk yarısına ilişkin büyüme rakamlarında da görüldüğü üzere iç piyasada yaşanan durgunluktur. Yurt içi tüketim yılın ilk yarısında geçen senenin aynı dönemine göre reel olarak binde 2 azaldı. Benzer şekilde özel sektörün makine ve teçhizat yatırımı harcamaları da reel olarak yüzde 5,9 geriledi.''

Hisarcıklıoğlu, sonuç olarak çekte yeni bir kontrol mekanizmasının devreye alınmasına ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, piyasada çarkın işlemesi için çekin çok önemli bir işlev gördüğünü, ancak karşılıksız çeke uygulanan hapis cezasının kalkmasının ardından çek sisteminin güvenilirliğini artıracak bir mekanizmanın hala hayata geçirilmediğini ifade etti.

-''Çeke olan itibar azaldı''-

Bu yüzden çeke olan itibarın azaldığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, ''Şimdi riskli-risksiz ayrımı kalmadı. Herkes diğerine şüpheyle bakıyor. Bugünlerde piyasada vadeli çekin yerine bankaların ticari kredi kartı kullanımı artıyor. Ancak bunlar birbirinin yerine ikame edilecek şeyler değil. Kaldı ki, çekten beklenen hareketi oraya yükleyemezsiniz. Çekte yaşanan sıkıntılar konusunda Anadolu'dan her gün e-postalar ve telefonlar geliyor'' diye konuştu.

M. Rifat Hisarcıklıoğlu, bürokratların, çeke ilişkin rakamların henüz çok kötü noktalara ulaşmadığını, çekini ödemeyenlerin hep aynı şirketler olduğunu o yüzden izlemede kaldıklarını vurguladıklarını aktararak, ''Ancak bir şeyi unutuyorlar. Ekonomide beklentiler ve algılar çok önemlidir. Kaldı ki rakamlar da ortada. Karşılıksız çıkan çek oranı son 3 yılın en yüksek seviyesine ulaştı'' dedi.

Çeke güven gelmezse ticaretin çarklarının daha da zor döneceğini, piyasada çeke olan güvenin azalacağını ve ekonomik aktivitenin bundan olumsuz etkileneceğini anlatan Hisarcıklıoğlu, 2012 yılında ikinci çeyreğinden itibaren çek kullanımındaki azalmanın göze çarptığını söyledi.

Hisarcıklıoğlu, 2011 yılı ile karşılaştırıldığında Bankalararası Takas Odalarına ibraz edilen çek tutarının 2012 yılının ilk çeyreğinde yüzde 5 artmışken, ikinci çeyrekte yüzde 3 azaldığını, üçüncü çeyrekte ise yüzde 2 düştüğünü bildirdi.

-''Çek sistemine güven gelmezse ekonominin büyüme temposu yavaşlayacak''-

''Çeke itibarı yeniden kazandırılmalıdır'' diyen Hisarcıklıoğlu, kendilerinin zamanında ilgili bakanlara ve Bankalar Birliği'ne bir çağrı yaptıklarını, tacirlerin birbirinin kredi/çek geçmişini görebilecekleri bir sistem kurulmasını önerdiklerini hatırlattı.

Hisarcıklıoğlu şunları kaydetti:
''Mesela cep telefonları üzerinden SMS yoluyla çek keşide eden kişinin bilgileri, çek keşidecinin onayı ile çeki alacak kişinin telefonuna gönderebilir. Böyle bir sistem çeke yeniden güven getirir, çek alan kişi, hangi riski aldığını bilerek çek kabul eder. Böylece çeke güven artar. Karşılıksız çek miktarındaki artış iç piyasadaki durgunluk ve çekin itibar kaybından kaynaklanıyor. Ama olmadı. Bankalar Birliği kendi mekanizmasını kurmayı tercih etti. Kurulan sistemde ciddi bürokrasi var ve sonuç almak zaman alıyor. Oysa ticaret hızlı davranmayı gerektirir. Karşı tarafın çek geçmişini o gün hatta o saat içinde görebilmeliyiz. Bizim önerdiğimiz sistem sms üzerinden işleyecek ve bunu sağlayacaktı.''

Çek sistemine güven gelmezse çek kullanımındaki sıkıntının artacağını ve bu durumun ticareti ve ekonominin büyüme temposunu beklenenden daha fazla yavaşlatacağına işaret eden Hisarcıklıoğlu, TOBB olarak önerdikleri çek sicili kontrol sisteminin biran önce hayata geçirilmesini beklediklerini, böylece çek alacak kişinin hangi riski aldığını bilerek çeki kabul edeceğini, dürüst müteşebbislerin ise mağdur olmayacağını kaydetti.
​

Özel Hastanede Fark Ödemeye Son



Tamamlayıcı sağlık sigortası SGK’lılar için düzenlenmiş, özel hastanelerden aldıkları hizmetler için fark ödemelerinin önüne geçecek yeni bir, özel sağlık sigortası düzenlemesidir. Destekleyici sağlık sigortası olarak da geçmektedir. Özel hastanede fark ödemeye son verecek bu uygulama ile SGK’lıların özel hastanelerde alacakları hizmetlerin bir kısmı SGK tarafından, geri kalan kısmı ise tamamlayıcı sağlık sigortası tarafından karşılanacak.
Tamamlayıcı sağlık sigortası isteğe bağlı özel bir sigorta türü olup, özel sağlık sigortası teminatlarına ek olarak SGK tarafından ödenecek teminatları ifade etmektedir.
Tamamlayıcı sağlık sigortası kapsamında sigortalılara verilen hizmetler şunlardır:
a) SGK tarafından finansmanı sağlanmayan sağlık hizmetleri (estetik girişimler, akupunktur gibi alternatif tedaviler vs.),
b) Özel hastanelere ödenen ilave ücretler,
c) Konaklama, otel ücreti gibi hastadan alınabilecek tutarlar,
d) Sağlık hizmet sunucusu ile sigorta şirketi arasında yapılabilecek
anlaşmaya göre, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyatları üzerinde kalan
tutarlar tamamlayıcı sağlık sigortası kapsamında değerlendirilebilecektir.
Tamamlayıcı sağlık sigortasından faydalanmak için özel sağlık sigortası yapan sigorta şirketlerine başvurmak yeterlidir. .
Bu sigorta, özel sağlık sigortalarından farklı olarak, sadece SGK’lılar içindir ve sadece Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamı dışında kalan sağlık hizmetlerini kapsamaktadır.
Daha açık ifade etmek gerekirse: SGK ile sözleşmeli bir sağlık kuruluşundan alınan hizmetler için ek bir bedel gerektiğinde veya hastalar daha iyi koşullarda bakım ve hizmet talep ettiğinde, oluşan ücret farkı, tamamlayıcı sağlık sigortası tarafından karşılanacaktır. Böyle bir durumda Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyatları limitinde kalan harcamalar SGK tarafından karşılanırken, ortaya çıkabilecek ek ücretler – mevzuatta belirtilen durumlar dahilinde – özel sağlık sigortasına ait “tamamlayıcı sağlık sigortası” tarafından ödenecektir.
Tamamlayıcı sağlık sigortasında önemli bir detay ise hasta katılım payının değişmeyecek olmasıdır. Bu düzenleme hasta katılım payının haricindeki harcamalar için geçerli olacaktır.
Ayrıca muayene ücretleri de tamamlayıcı sağlık sigortası teminatları dışında tutulmuştur.
Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Teminatları Nelerdir?
Özel sigorta poliçelerinde olduğu gibi tamamlayıcı sağlık sigortasında da ayakta ve yatarak tedavi teminatları ayrı ayrı belirtilmiştir.
Yatarak Tedavilerde:
Sigortanın başlangıç tarihinden sonra gerçekleşen rahatsızlıklarda uygulanan tedavinin tıbben gerekli olması ve doktorun bu nedeni ayrıntılı olarak raporunda belirtmesi şartıyla;
• Dahili ve/veya cerrahi yatışları,
• Sigortalının hayati bir tehlikeye neden olabilecek acil sağlık durum giderleri,
• Küçük müdahaleler
yatarak tedavi kapsamında ele alınır ve özel ve genel şartlara uygun olarak ödenir. Yatarak tedavi teminatı tek başına satın alınabilmektedir.
Ayakta Tedavilerde:
Sigorta başlama tarihinden sonra gerçekleşen rahatsızlıklara ilişkin doktor muayene, tahlil, radyoloji, modern teşhis yöntemleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon giderleri ayakta tedavi kapsamında değerlendirilmektedir.
• Ayakta tedavi teminatı poliçe kullanımı boyunca 6 defa ile sınırlıdır. 6 adedi geçen ayakta tedaviler için teminat verilmemektedir.
• Her bir muayene işlemi ve bununla ilişkili olan tanı işlemleri 1 kez olarak değerlendirilmektedir.
• Doktor muayenesi ve buna bağlı tanı işlemlerinin tümünün aynı kurumda yapılması SGK tarafından şart koşulmuştur.
Tamamlayıcı Sağlık Sigortasının Prim Ödemeleri
18- 60 yaş arasındaki çalışan veya bağlı SGK’lılar tamamlayıcı sağlık sigortasından faydalanabilmektedirler. Bu kişiler arzu ettikleri takdirde bakmakla yükümlü oldukları kişiler için de ayrıca sigorta yaptırabilmektedirler.
Prim hesaplaması ise şöyle yapılmaktadır:
• Poliçe primi sigorta başlangıç tarihindeki yaş temel alınmaktadır.
• Sigorta priminin ne şekilde, hangi vade ve tutarlarda ödeneceği başvuru formu ve poliçe üzerinde belirtilecektir.
Sigortalı, prim ödemelerinin tamamını poliçe üzerinde yazılı ödeme planı doğrultusunda kredi kartı ile
yapabilecektir. Kredi kartı dışındaki ödeme şekilleri kabul edilmemektedir.
• Poliçe primi sigortalının aktif SGK mensubu çalışan veya eş/çocuk olması durumuna göre belirlenmektedir.
• Poliçe primi İstanbul ve İstanbul harici iller olarak sınıflandırılmıştır.
Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Hangi Hastanelerde Geçerli?
Türkiye’de ilk kez uygulanan bu sigorta türü, Mapfre Sigorta ve Medical Park Hastaneler Grubu iş birliği ile SGK’lı hastalara sunulmaya başlanmıştır.

Ben Almadım Devri bitiyor



Kayıtlı Elektronik Posta projesi kapsamında, kamu kurumlarınca yapılan tebligatlar e-posta yoluyla sahibine ulaştırılacak.

PTT Genel Müdürü Osman Tural, elektronik posta adreslerini kayıtlı hale getirerek, yasal tebligatların gönderildiğini ve okunup okunmadığını belgeleyecek ''Kayıtlı Elektronik Posta'' projesinin altyapısının hazır olduğunu, projenin hayata geçirilmesi için yasal düzenlemenin beklendiğini bildirdi.

Osman Tural, sistemin, kamu kurumlarınca yapılan tebligattan, ticaret hayatındaki yazışmalara kadar bir çok kolaylığı beraberinde getireceğini belirtti.

Sistemin, ''ben o tebligatı, yazıyı almadım, o iletiyi ben göndermedim'' devrini sonlandıracağını dile getiren Tural, sistemin, ''kayıtlı e-posta adresine dayandığını'' söyledi. 

20 Kasım 2012 Salı

Karamehmet’i üç projede batırdım


Dünyada 123 ülkede kutlanan Global Girişimcilik Haftası kapsamında düzenlenen g3 Girişimcilik Forumu’nda, 1250 genç girişimci ve girişimci adayı, Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, Brightwell Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alphan Manas ve Koton Yönetim Kurulu Eş Başkanı Gülden Yılmaz gibi isimlerle bir araya geldi.
ALPHAN MANAS
Karamehmet’i üç projede batırdım
“YENİ Sektörlere İlk Adım” paneli’nde konuşan Brightwell Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alphan Manas, pek çok girişimcilik projesinde zarar ettiğini söyledi. Kömür gazlaştırma işinde 8 milyon dolar zarar ettiklerini, elektrikli otomobil işinde Rus mafyasıyla başının belaya girdiğini belirten Manas şöyle konuştu: “Patronum Mehmet Emin Karamehmet’i 3 projede batırdım, 20 milyon dolar zarar etti. En son 4’üncü projede iddaa ile kâra geçirdim, hâlâ da oradan para kazanıyor. Barkod işi o kadar kötü gitti ki neredeyse ağlıyordum. Daha sonra bakanlık ilaçlara barkod zorunluluğu getirdi, biz acayip para kazandık. Benim olayım yaratıp, çıkmak, operasyonda olmamalıyım. Beni cezalandırmak isterseniz Pegasus’a CEO yapın.”
GÜLDEN YILMAZ
İyi üzümden kötü şarap gibi iyi fikirle batmak da mümkün
KOTON’un kurucusu Gülden Yılmaz ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Şarap için ‘Kötü üzümden iyi şarap yapamazsınız ama iyi üzümden kötü şarap yapmak mümkündür’ denir. Girişimcilikte de bu böyle. Kötü bir fikirden başarı gelmez ama iyi bir fikirle batmak da mümkün. İyi fikri doğru uygulamak çok önemli. Hatta fikirden de önemlisi bu fikrin müşterisi var mı?”
SERPİL TİMURAY
Girişimcilikte OECD’nin yarısına bile yetişemiyoruz
ÜLKEDEKİ girişimciliğin yüzde 1 seviyesinde artmasının, o ülkenin gayrisafi yıllık hasılasına ekonomisine yüzde 0.8’lik büyüme olarak yansıdığına dikkat çeken Vodafone CEO’su Serpil Timuray “Türkiye’de girişimcilik yüzde 3-5 arasında değişirken OECD ülkelerinde bu oran yüzde 11-18 oranında. Ancak Türkiye, yine de kendi işini kurma eğilimi bakımından çoğu Avrupa ülkesinin önünde. Türkiye’nin girişimcilik ruhuna dayalı bir modelle büyümesi gerekiyor” dedi.
ERHAN ERKUT
Yatırımcı sana sadece bir dakika veriyor
ÖZYEĞİN Üniversitesi Rektörü Erhan Erkut, girişimci adaylarına şu önerilerde bulundu: “Yatırımcı fikre bakmıyor; sana bakıyor. Sen bu işi yapabilir misin? Sana bir dakika veriyor. İkna edersen, 4 dakika daha veriyor. İş planı önemli ama kimse onu okumuyor. Yapabilir misin diye sana bakıyor.”
Yemeksepeti’nin kurucusu Nevzat Aydın ise, “Eğer sabit bir işte çalışmaya devam ederken fikrinize yatırımcı arıyorsanız, zor bulursunuz. Bu fikre inanmadığınızı ve risk almadığınızı gösterir” dedi.
Demet Cengiz/Aslan Batur/Hürriyet

T.C. Kimlik Kartları Geliyor



‘Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı Projesi’ çalışmaları devam ediyor. Pilot uygulaması yapılan bu kartta biyometrik veri olarak ‘parmak izi’ yer aldı. Pilot uygulamada 220 bin Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı dağıtıldı.
Kimlik kartının ülke geneline yaygınlaştırılmasına yönelik yürütülen hazırlık çalışmaları kapsamında, pilot uygulamada elde edilen sonuçlar İçişleri Bakanlığı tarafından değerlendirildi. Yaygınlaştırma ihalesi yapıldı ve 16 Mayıs 2012 tarihinde işe başlandı. Proje ile “10 yıllık kullanım ömrüne sahip, polikarbon materyalden oluşan, temaslı ve temassız çip içeren ve uluslararası standartlara uygun, en gelişmiş güvenlik öğelerini içinde barındıran” bir kimlik kartının üretilip vatandaşlara dağıtılması hedefleniyor. Kimlik kartlarının 2013 yılından itibaren 3-4 yıl içerisinde tüm vatandaşlara dağıtılması öngörülüyor. Proje ile şu yöneliklerin getirilmesi hedefleniyor:
Kimlik kartı ile vatandaş farklı belge, kart vb. taşımak durumunda kalmadan kimlik doğrulaması yapılabilecek. T.C. Kimlik No uygulamasında olduğu gibi tek kart-tek şifre dönemine geçilecek. Sahtecilikten kaynaklanan vatandaş mağduriyeti önlenecek.
e-Devlet kapsamında sunulan hizmetlere, internetin bulunduğu her yerden (ev, iş yeri vb.) kimlik kartı ile erişilebilecek. Kimlik kartı seyahat belgesi olarak kullanılabilecek. Kimlik Kartı, elektronik imza olarak kullanılabilecek. Kimlik kartı, kamu kurumlarının vatandaşa yönelik sunacakları hizmetlerde elektronik iş süreçlerini destekleyerek bürokrasiyi azaltacak. Kamu hizmetlerinden yararlanan kişilerin hak sahipliği denetimi kolay ve güvenli bir şekilde yapılacak. Yetersiz kişi doğrulamasından kaynaklanan usulsüzlük, yolsuzluk ve mali kayıplar (sosyal güvenlik, sağlık, sigorta, bankacılık vb.) asgariye inecek. Sağlayacağı güvenli kişi doğrulaması nedeniyle e-Devlet hizmetlerinin niteliği ve sayısı artacak.
(cumhuriyet)

19 Kasım 2012 Pazartesi

İTO: Tek çalışanlı işyeri bile hekim istihdam edecek



İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, birçok maddesi 1 Ocak 2013’te yürürlüğe girecek 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile bir ve iki yıllık kademeli geçiş sürecinin ardından, tek çalışanlı işletmelere bile işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı istihdamı yükümlülüğü getirilmesinin ciddi sıkıntılara sebep olacağını kaydetti.

İTO’dan yapılan açıklamaya göre, çalışma mevzuatının fazla istihdamı desteklemek yerine, tabiri caizse cezalandırıldığını belirten Yalçıntaş, “Bugün bir işletmede istihdam 50 kişiyi bulunca engelli, avukat, çevre görevlisi, enerji yöneticisi, stajyer gibi ilave istihdam zorunlulukları doğuyor. Böyle olunca da, o işletmenin istihdam sayısı bazen 60’ı bile bulabiliyor. Şimdi bunlara bir de iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi eklenecek. İstihdam artık altından kalkılabilecek bir yük olmaktan çıkıyor” dedi.
 

16 Kasım 2012 Cuma

Konut almak isteyenlere müjde




16 Kasım 2012 Cuma  07:46
Fitch'in kredi notumuzu artırmasının ardından bankalarda da faizlerde düşüş trendine girildi. Zaman'ın haberine göre, Türkiye’nin kredi notunun artırılmasının ardından faizlerdeki düşüş süreci hız kazandı. Gösterge faizinin tarihinin en düşük seviyesi olan yüzde 6,27’yi görmesi ile birlikte gözler ticari, konut ve taşıt kredilerine çevrildi. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, ticari kredilerin önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde tek haneyi göreceği değerlendirmesinde bulunmasına rağmen bu oran kredibilitesi yüksek olan büyük şirketler için şimdiden görülmeye başladı. Bankacılar, 2012’nin son ayında ve önümüzdeki yılın ilk çeyreğinden itibaren ticarinin yanı sıra olumsuzluk yaşanmaması halinde konut kredisi faizlerinde de tek haneli oranları bekliyor. İhtiyaç kredilerinde ise takip oranındaki yükseklik ve teminat problemi nedeniyle hızlı bir düşüş beklenmiyor. Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, ev kredilerinde tek hanenin görülmeye yakın olduğunu belirterek, “Şu anda 0,79-0,82 bandı konuşuluyor. Bir miktar daha aşağı inmesi halinde tek haneli rakamlar görülebilir.” dedi. Çok hızlı olmamakla birlikte aşağı yönlü gidişin devam edeceği görüşünü savunan Ateş, kredilerdeki düşüşün mevduat faizlerinin paralel düşmesi ile de ilgili olduğunu belirterek, bireysel kredilerde kısa vadede tek haneli faiz oranları beklemediğini kaydetti.
Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin de son iki aydır faizlerin eğiliminin aşağı yönlü olduğuna dikkat çekerek, kredi not artırımının etkisinin önümüzdeki dönemde görüleceğini söyledi. Faiz oranlarında aşağı yönlü bir gidiş olduğunu dile getiren Keskin, “Son iki aydır bu durum var. Tek haneye doğru gidiş var. En yakın olan konut kredileri.” diye konuştu. Merkez Bankası verilerine göre 19 Ekim tarihi itibarıyla ticari kredilerin ağırlıklı ortalaması yüzde 13,47. Aynı oran konut kredilerinde yüzde 11,24. İhtiyaç kredilerinde ise yüzde 16,3. Bizim Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Uğur Konuk bugün itibarıyla kredibilitesi büyük şirketler için faizlerin tek haneli rakamlara düşebildiğini aktardı. Konuk, “2013 yılının ilk çeyreğinden itibaren de ticari kredilerde tek haneyi yaygınlaşarak görebiliriz. Bütün dünya faizsiz bir ortama gidiyor. Türkiye’de de tek haneli oranlar görülebilir.” şeklinde konuştu.
Odeabank Ekonomik Araştırmalar Müdürü İnanç Sözer de “Ticari kredi faizlerinde tek haneyi görebilecek ekonomik koşul olursa konutta da tek hane olabilir. İhtiyaç kredilerinde ise faizler yüksek kalır. Çünkü arkasında teminatı olmayan takip oranı yüksek bu krediler. Bankalar için de riskli. Tek haneli seviyeleri yakın dönemde görmez.” değerlendirmesinde bulundu.


Sayfa Adresi: http://www.finansgundem.com/haber/Konut-almak-isteyenlere-mujde/112607