26 Mayıs 2014 Pazartesi

İŞÇİ SINIFININ ÖZET TARİHİ



1789 dev­ri­miy­le Tan­rı­’dan baş­ka kim­se­ye he­sap ver­me­yen
kral­lar ve ki­li­se­ler dö­ne­mi bit­miş­tir.
Si­ya­sal dev­ri­min ül­ke­si Fran­sa.
Eko­no­mik dev­ri­min ül­ke­si İn­gil­te­re idi.
İn­gil­te­re, bu dö­nem­de sa­na­yi­le­şen tek ül­key­di; top­ra­ğa bağ­lı üre­ti­min ik­ti­da­rı­nı bi­tir­di. Dö­ne­min iti­ci gü­cü; bu­har gü­cü­ne da­ya­nan sa­na­yi­leş­mey­di. Kö­mür de dö­ne­min en de­ğer­li ma­de­niy­di.
İş­çi sı­nı­fının üc­ret­le­ri çok dü­şük­tü, ya­şa­ma ve ça­lış­ma ko­şul­la­rı ber­bat­tı. Ça­lış­ma sa­at­le­ri uzun­du. Ço­cuk iş­çi­ler se­fil ya­şam ko­şul­la­rın­da ça­lı­şı­yor­du.
Karl Marks, 7 yıl 10 ay­lık­ken işe baş­la­yan Wil­li­am Wo­od’­un “iş ha­ya­tı­nı­” yaz­dı Ka­pi­ta­l’­de: Haf­ta­nın al­tı gü­nü işe sa­bah al­tı­da ge­lir, ge­ce do­ku­za ka­dar ça­lı­şır­dı. Ye­di ya­şın­da bir ço­cu­ğun gün­de on beş sa­at ça­lış­ma­sı ba­ğış­la­na­bi­lir bir şey de­ğil­di. Ama olu­yor­du.
12 ya­şın­da­ki J.Mur­ray ise, “Sa­bah al­tı­da, ba­zen dört­te ge­li­rim. Ak­şam­dan sa­ba­hın al­tı­sı­na ka­dar bü­tün ge­ce ça­lış­tım, ça­lı­şı­rım. Ön­ce­ki ge­ce­den be­ri ya­ta­ğa he­nüz uzan­ma­dım. Be­nim­le bir­lik­te ça­lı­şan 8-9 ço­cuk da­ha var­dı. Bü­tün bu ça­lış­ma­mın kar­şı­lı­ğı ise al­dı­ğım pa­ra üç bu­çuk şi­lin…” di­ye an­lat­tı ya­şa­dık­la­rı­nı…
Pe­ki…
Da­ha bir­kaç yıl ön­ce dev­ri­min bü­yük gü­cü olan iş­çi­le­rin eko­no­mik ve sos­yal du­rum­la­rı na­sıl bu de­re­ce kö­tü­leş­ti?
Ön­ce­sin­de, sa­de­ce top­rak sa­hip­le­ri­nin te­ke­lin­de olan Avam Ka­ma­ra­sı­’n­da söz sa­hi­bi ol­mak ve mev­cut ya­pı­yı de­ğiş­tir­mek için, iş­çi­ler­le iş­bir­li­ği ya­pan bur­ju­va­zi, hak­la­rı­na ka­vu­şun­ca ve “da­ha çok kâ­r” il­ke­siy­le ha­re­ket edin­ce iş­çi sı­nı­fı­na iha­net et­ti.
İş­çi­le­rin seç­me se­çil­me hak­la­rı yok­tu…
Grev yap­ma­la­rı ya­sak­tı…
Sen­di­ka ya­sak­tı…
İk­ti­da­rın he­sap ede­me­di­ği sos­yo­lo­jik bir ger­çek var­dı:
Sa­na­yi­leş­me iş­çi bi­lin­ci­ni ar­tır­dı:
Kay­bet­mek­ten, kay­be­den­ler so­rum­lu ola­maz­dı…
Ma­den ka­za­sı so­nu­cu
Baş­ba­kan Er­do­ğa­n’­ın gün­de­me ge­tir­di­ği İn­gil­te­re­’de­ki ma­den ka­za­la­rı yok­sul kit­le­le­rin ik­ti­da­ra kız­gın­lık ve nef­re­ti­ni art­tır­dı.

İn­gil­te­re­’de­ki ma­den ka­za­la­rı, in­san­lık ta­ri­hi­ne çe­şit­li hak­lar ka­zan­dır­dı. Ta­rih­te, ül­ke­sel bo­yut­ta or­ta­ya çı­kan ilk ör­güt­lü iş­çi ey­le­mi­nin adı; “Çar­-tiz­m” böy­le doğ­du…
Çar­tizm, sa­na­yi dev­ri­miy­le baş­la­yan top­lum­sal bo­zul­ma­ya, yok­sul­laş­ma­ya ve kö­tü ça­lış­ma ko­şul­la­rı­na kar­şı yü­rü­tü­len iş­çi mü­ca­de­le­si­nin adıy­dı.
İn­gi­liz­ce “c­har­te­r” (ay­rı­ca­lık ver­mek) söz­cü­ğü­ne da­ya­na­rak, bu gi­ri­şi­me “Çar­tis­t” ey­lem adı ve­ril­di.
İn­gil­te­re­’de­ki Çar­tist ey­le­min özü şuy­du: Si­ya­sal hak­la­ra ka­vuş­maz­sak bu sö­mü­rü dü­zen de­vam eder.
1839’un ba­şın­da, Çar­tist­ler Lon­dra­’da, bir Ulu­sal Kon­gre top­la­dı.
Al­tı mad­de­lik Pe­op­le­’s Char­ter (“halk bil­dir­ge­si­”) ha­zır­la­dı­lar.
- Suç­lu ol­ma­yan ve akıl sağ­lı­ğı ye­rin­de olan, 21 yaş üs­tün­de her er­kek oy ver­me hak­kı­na sa­hip ol­ma­lı­dır.
- Oy­la­ma­nın giz­li­li­ği sağ­lan­ma­lı­dır.
- Par­la­men­to üye­si ol­mak için, “zen­gin­li­k” ve­ya “top­rak sa­hi­bi ol­ma­” zo­run­lu­lu­ğu ol­ma­ma­lı, her­ke­sin se­çil­me hak­kı ol­ma­sı sağ­lan­ma­lı­dır.
- Par­la­men­ter­le­re, yap­tık­la­rı bu iş kar­şı­lı­ğın­da ye­ter­li bir üc­ret öden­me­li­dir.
- Tüm se­çim böl­ge­le­ri, eşit sa­yı­da seç­me­ne denk ge­le­cek sa­yı­da­ki oy­la tem­sil edil­me­li­dir.
- Se­çim­ler her yıl ye­ni­len­me­li­dir.
CHP’­nin tek­lif et­ti­ği ma­den ocak­la­rı araş­tır­ma­sı­nı AKP na­sıl red­det­ti ise ben­ze­ri o dö­nem İn­gi­liz Avam Ka­ma­ra­sı­’n­da ol­du.
1839 Ha­zi­ran ayın­da 1.3 mil­yon iş­çi ta­ra­fın­dan im­za­la­nan Pe­op­le­’s Char­ter Avam Ka­ma­ra­sı­’na su­nul­du.
Fa­kat ya­pı­lan oy­la­ma­da, par­la­men­ter­le­rin bü­yük ço­ğun­lu­ğu ta­ra­fın­dan bu di­lek­çe gör­mez­den ge­lin­di.
En bü­yük tep­ki; ma­den ka­za­la­rı­nın ya­şan­dı­ğı Gü­ney Gal­ler ma­den­ci­le­rin­den gel­di; ayak­lan­dı­lar.
Ma­den­ci di­re­ni­şi ül­ke­ye ya­yıl­dı.
Ayak­lan­ma­la­rı, bir di­zi tu­tuk­la­ma ve mah­ke­me­ler ta­kip et­ti.
Ha­re­ke­tin li­der­le­rin­den John Frost da tu­tuk­la­nıp mah­ke­me­ye çı­kar­tı­lan­lar ara­sın­day­dı. Va­tan ha­in­li­ği ile suç­lan­dı!
İş­çi li­der­le­rin­den Sa­mu­el Hol­berry ha­pis­ha­ne­dey­ken ha­ya­tı­nı kay­bet­ti ve Çar­tist ha­re­ke­tin şe­hi­di ol­du.
Gös­te­ri­ler­de gü­ven­lik güç­le­ri iş­çi­le­ri öl­dür­me­ye baş­la­dı.
Dev­let şid­de­ti Gü­ney Gal­ler ve Ba­tı Ri­ding böl­ge­le­rin­de­ki iş­çi­le­ri ye­r al­tın­da hüc­re­ler­de ör­güt­len­me­ye mec­bur bı­rak­tı; Çar­tist sı­ğı­nık­lar­da giz­li­den giz­li­ye si­lah üre­ti­mi­ne yö­nelt­ti.
1842 yı­lın­da­ki ey­lem­ler, ayak­lan­ma­lar ve pro­tes­to­lar­la ge­çen ve bel­ki de 19. yüz­yıl­da ik­ti­da­rı si­ya­si açı­dan en çok zor­la­yan yıl ol­du.
Ta­ri­hin ilk ge­nel gre­vi
1842 Ma­yıs ayın­da iş­çi­ler bu kez üç mil­yon­dan faz­la im­za­lı Pe­op­le­’s Char­ter di­lek­çe­si­ni İn­gi­liz par­la­men­to­su­na ver­di. An­cak bu di­lek­çe de il­ki gi­bi red­de­dil­di.
İş­çi sı­nı­fı­nı gör­me­mez­lik­ten gel­me tav­rı, ta­rih­te­ki ilk ge­nel gre­ve dö­nüş­tü.
İş bı­rak­ma ey­lem­le­ri­ne o dö­nem­de ge­nel ola­rak Plug Plot (şal­te­ri in­dir­mek) adı ve­ril­di. Zi­ra pro­tes­to­cu­lar, fab­ri­ka­lar­da üre­tim çark­la­rı­nın dön­me­si­ni sağ­la­yan bu­har ka­zan­la­rı­nın va­na­la­rı­nı ka­pa­tı­yor­lar­dı. (O gün ya­şa­nan­lar için 20. yüz­yıl ta­rih­çi­le­ri Ge­nel Grev (Ge­ne­ral Stri­ke) ta­bi­ri kul­la­nıl­ma­ya baş­la­dı. Ba­zı­la­rı ise Grev Dal­ga­sı (Stri­ke Wa­ve) kav­ra­mı­nı ter­cih et­ti.)
Ge­nel grev, kit­le ha­re­ket­le­ri ya­nın­da, cid­di şid­det ey­lem­le­ri­ni de be­ra­be­rin­de ge­tir­di. Hü­kü­met ayak­lan­ma­yı bas­tır­mak için or­du­yu kul­lan­dı.
Uzat­ma­ya­yım…
Çar­tist ha­re­ket za­man­la yo­lu­nu bul­du, sos­ya­list­ler­le bu­luş­tu.
İş­çi ön­der­le­rin­den Er­nest Char­les Jo­nes ve Ge­or­ge Ju­li­an Har­ney Marx ve En­gels ile iliş­ki kur­du.
Gal­le­r’­de­ki ma­den­ci di­re­ni­şin­den çok et­ki­le­nen Marks, ka­pi­ta­liz­min sa­na­yi dev­ri­min­den son­ra yap­tı­ğı vah­şe­ti­ne ba­kıp dev­ri­min İn­gil­te­re­’de ola­ca­ğı­na inan­dı.
Sos­ya­lizm İn­gil­te­re­’de ol­ma­dı ama…
1839’da Gal­le­r’­de­ki ma­den oca­ğın­da baş­la­yan is­yan­la iş­çi sı­nı­fı, ön­ce oy kul­lan­ma hak­kı­nı, son­ra seç­me ve se­çil­me hak­kı­nı al­dı. “Giz­li oy” esa­sı ka­bul edil­di. Par­la­men­to üye­le­ri­ne ay­lık bağ­lan­dı. Çar­tist Bil­di­ri­’de­ki ta­lep­ler bi­rer bi­rer ha­ya­ta ge­çi­ril­di.
Sa­de­ce…
Bu­gü­ne dek bil­di­ri­de yer alıp da ger­çek­leş­me­miş tek mad­de, “se­çim­le­rin her yıl ye­ni­len­me­si­” ta­le­biy­di!
Fa­kat…
En bü­yük ka­zanç­la­rı iş­çi sı­nı­fı­nın ken­di­ne gü­ven­me­yi öğ­ren­me­si ol­du. Bir de, mü­ca­de­le et­me­den hak ka­za­nıl­ma­ya­ca­ğı­nı…
S. YALÇIN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder