28 Şubat 2015 Cumartesi

Richard Branson Yazıları




Yeni bir şirket kurmanın yolu
Girişimciler doğuştan sorun çözücü insanlardır. Bu özellik de bizim aklımıza daima yeni iş fırsatlarıyla ilgili fikirler gelmesi anlamına gelir. Çok sayıda seçeneğe sahip olmak muhteşemdir. Ancak bir sonraki fikre başlamaya can attığınız zaman elinizdekine odaklanmanız bazen zor olabilir. Aşağıda size bir fikrin peşinden koşup koşmamaya
karar vermeniz gerektiğinde kendinize sormanız gereken üç adet soru var.

1 BUNU SIRF EĞLENCE OLSUN DİYE Mİ YAPIYORSUNUZ?
Kendi şirketinizi kurmak sıradan bir iş değildir, o bir yaşam tarzıdır. Yeni şirketinizin başarısını garantilemek için büyük ihtimalle kişisel fedakarlıklar yapmak zorunda kalacaksınız. Bu durum geliriniz de bir kesinti anlamına gelebilir zira yeni şirketinizden kazanacağınız her bir kuruşu şirkete yeniden yatırmanız gerekebilir veya geceleri geç saatlere kadar e-postalara cevap yazmak ya da müşteri sorunlarıyla ilgilenmek zorunda kalabilirsiniz. Bunu aklınızdan hiç çıkarmayarak tıpkı bizim Virgin’deki felsefemiz gibi yeni şirketinizi çok
ama çok sevdiğiniz bir endüstride veya sektörde kurmanız çok önemlidir.
Aslında bizim ilk şirketimizin Virgin Records olmasında şaşılacak hiçbir yan yok. Ekibimizdeki insanların hepsi de yeni yetme ergenlerdi. Müziğe aşıktılar ki bu durum bizim geceleri geç saatlere kadar çalışmaktan veya çevrim içinde müşterilerle yeni çıkan gruplar hakkında sohbet etmekten ya da yeni çıkmış veya çıkacak sanatçılarla sözleşme imzalamak için deliler gibi çalışmaktan asla gocunmamamız anlamına geliyordu. Bu işi para kazanmak için yapmıyor olsaydık bile biz zaten
müzik hakkında sohbet ediyor olacaktık. Geçenlerde bizim Necker Cup tenis turnuvasını düzenledikten sonra aklıma şöyle bir benzetme geldi: Aklınızda hangi işe odaklanacağınıza karar vermek aslında havaya farklı türden topları atıp tutmakla yaptığınız top cambazlığına benzer, çünkü hangi topun en fazla öneme haiz olduğuna karar
vermek için fevkalade hızlı düşünmeniz gerekir.

2 İNSANLARIN YAŞAMLARINDA POZİTİF YÖNDE BİR FARKLILIK YARATIYOR MU?

Para kazanmanın yanı sıra insanlar veya gezegenimize odaklanmak da bizim çalışanlarımızın kendilerini iyi hissetmesini sağlar. Bu durum bizim müşterilerimizin bize sadece bir ürün veya hizmet satın almak için değil aynı zamanda fikirlerimize inandıkları için de geldikleri anlamına gelir. Bir iş etrafında bir kafadarlar grubu oluşturun ve müşterilerin nasıl dönüp dolaşıp size geri geleceklerini, ağızdan ağıza reklamınızı yapacaklarını ve zor günlerinizde sizi nasıl destekleyeceklerini görün. Bu strateji sayesinde çok sayıda yeni kurulmuş teknoloji şirketi son birkaç yıl içinde müesseseleşmiş endüstrileri bozabildi. Bunların bir örneği de parmak arası terlik satışlarından elde ettiği kârın belirli bir yüzdesini dünyanın dört bir yanındaki yetimlerle ilgili projelere bağışlayan Gandy’s adındaki şirkettir. Bir diğeri ise sattığı her bir çift ayakkabı için ihtiyacı olan bir çocuğa bir çift ayakkabı bağışlayan Toms’dur. Zaten bizim en yeni şirketlerimizden ikisinin, girişimcilere krediler sunan Virgin Startup ile elektrikli araba teknolojilerine odaklanarak çevre dostu ulaşımın profilini yükselten Virgin Racing’s Formula E Team olmasının nedeni de budur.

3 SÜRDÜRMEYE DEĞECEK KADAR KÂR EDEBİLECEK Mİ?
Seçenekleriniz arasında sörf yaparken işin finansman boyutunu da dikkate almanız gerekecektir. Araştırmalar ABD’de kurulan her 10 şirketten 8’inin ilk 18 ay içinde batıp gittiğini ve 1 numaralı yeni şirket katilinin de nakit akışı sağlayamamak olduğunu gösteriyor. Eğer şirketiniz kâr etmiyorsa zaten uğrunda çırpındığınız pozitif etkiyi de yaratamıyorsunuz demektir. Yeni kurulmuş bir şirketin anında kâra geçmesi nadiren görülür, bu yüzden yeterince para biriktirip biriktirmediğinizden veya sizi destekleyebilecek başka bir gelir
kapınız olup olmadığından emin olmanız gerekir. Eğer en hoşunuza giden fikrin kâra geçmesi uzunca bir zaman alacak gibiyse o zaman işe öncelikle daha küçük fikirlerinizden biriyle başlamanız daha iyi olabilir. Ardından küçük şirketinizin başarısından ve kârından bir sıçrama tahtası olarak faydalanarak büyük projenizi hayata geçirebilirsiniz. Ancak sadece para kazanmak için bir şirket kurmanın eninde sonunda başarısızlıkla sonuçlanacağını asla unutmayın.

YATIRIMCI ÇEKMENİN YOLU
SORU: Ben girişimcilikle uzaktan yakından hiç alakası olmayan genç bir mühendislik öğrencisiyim. Müthiş bir fikrim ve hem kapasiteli hem de işe hazır bir ekibim olduğunu düşünüyorum, ancak eşsiz ürünümü piyasaya sürmeye harcayabileceğim çok az param var. Bu durumda deneyimli yatırımcıları benim ekibime inanmaya nasıl ikna edebilirim?
Jordan Gruber, Avustralya
 
CEVAP: Jordan senin de gördüğün üzere yeni bir kavramı bir ürüne dönüştürmek fazlasıyla göz korkutucu olabilir. Her ne kadar şu anda doğru bağlantıların yoksa da veya büyük yatırımcılarla “muhatap” olamıyorsan da senin sektöründe veya başkalarında bir zamanlar senin gibi olan ve ardından başarıyı yakalamış deneyimli iş insanları bulabilirsin. Bu insanlar sana yolunda yardımcı olabilecek potansiyel akıl hocalarıdır. Bunun dışında mesajında kendi fikrini desteklemeleri için “deneyimli yatırımcıları” ikna etmeye aşırı önem verdiğini fark ettim. Her ne kadar yeni bir şirkete yelken açtırmanın en ideal yolu iş dünyasının önemli figürlerinden büyük miktarlarda fon sağlamakmış
gibi görünse de, gerçekte bu tip yatırımlarla başarılı olan şirket sayısı çok azdır. Daha iyi bir alternatif ise çevrim içinden bir kitlesel-fonlama olabilir. Indiegogo gibi web siteleri sadece şirketinin kurulup ayağa kalkması için gerekli prototipin yaratılmasına yönelik fonlama potansiyeline sahip olmakla kalmıyor aynı zamanda kamuoyunda ciddi derecede tanınmana da olanak sağlıyorlar. Bir diğer seçenek de küçük şirketlere yönelik kredilerden faydalanmak olabilir. Biz İngiltere’de Virgin Startup’ı kurarken, kendi fikirlerini hayata geçirmeye çalışan şirketlere 25 bin pounda kadar krediler veren bir programdan faydalanmıştık. Senin kendi bölgende de benzer girişimleri aramaya vakit harcamana değer ve böylece bir kredinin senin için doğru adım olup olmadığına karar verebilirsin. Gerek kitlesel-fonlamanın gerek ise küçük şirket kredilerinin diğer ekstra kazancı da şirketinin mülkiyetinin yüzde 100 sende olmasıdır, yani yatırımcılara tek hisse bile vermek zorunda kalmazsın. Aşağıda hangi yaklaşımın senin için en ideali olduğuna karar vermene
yardımcı olacak üç adım öneriyorum:
1 DEĞERLENDİR VE ARAŞTIR
Kendi yeteneklerin hakkında kendine karşı daima dürüst ol. Mevcut tüm seçenekleri araştır ve ardından nihai hedefini nasıl etkileyebileceklerini değerlendir. Kendine sor: Kitlesel-fonlama hedefin gerçekçi mi? Şirketinin hisselerinden ne kadarını potansiyel yatırımcılara vermeye isteklisin? Eğer bir akıl hocası bulmak istiyorsan da en düzgününü bulduğundan emin ol. Onların neler yaptıklarını öğren, acaba daha önce başkalarına akıl hocalığı yapmışlar mı, veya hangi sektörlerde çalışmışlar?

2 İNSANLARIN RADARINA GİR
Seminer ve konferanslar gibi endüstri etkinliklerine katıl. Mümkün olduğunca çok insanla konuş ve ürünün hakkında sakın hemen bilgi sızdırma. İnsanları dinlediğinden ve onların söylediklerinden dersler çıkardığından emin ol. Ağlar kurmak sadece yüz yüze ilişkilerle olmaz. Sosyal medyada varlık göster, LinkedIn gruplarına katıl ve ilişkilerini
çevrim içinde de sürdür. Aslında kendi profilini oluşturmada ne kadar proaktif olursan, potansiyel yatırımcıların sana güvenmekte ve paralarını şirketine yatırmakta o kadar istekli olacaklarını göreceksin. Unutma ki ne kadar fazla ilişki kurarsan senin ağının seni şirketine destek olabilecek insanlarla temas halinde tutma şansı da o kadar artacaktır.

3 AÇIK FİKİRLİ OL
Esnek olmayı unutma. Her ne kadar yatırım çekmek şimdilik en iyi seçenekmiş gibi görünse de önüne çıkan diğer tüm fırsatları da değerlendir. Mesela kitlesel-fonlama büyük bir
girişimciden gelecek bir yatırım kadar prestijli olmayabilir, ancak seni doğrudan gelecekteki müşterilere bağlayacak ve bu süreç üzerinde daha fazla kontrole sahip olmanı
sağlayacaktır. Söz konusu akıl hocalığı olduğunda açık fikirli olmak özellikle çok önemlidir. Akıl hocalığını sorunları çözmenin hızlı bir yolu olarak görme ve size verilen tavsiyeleri göz ardı etme. Akıl hocanla aranızdaki bağı sana dersler veren ve başarısızlık potansiyelini azaltan uzun vadeli bir ilişki olarak algıla. Ancak diğer her şeyde olduğu gibi zamanı geldiğinde akıl hocandan kurtulman gerektiğini de unutma.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder